Başka bir renk deneyin:
Başka bir font büyüklüğü deneyin: 60% 70% 80% 90%


 


Mehmet Şapçı: SGK bütçesinin açığı 22 milyar TL dir.

Bu açığın büyük kısmı sağlık harcamalarından gelmektedir.
SGK da bu açığı en azından sabit tutabilmek üzere hastane ve ilaç harcamalarına tavan getirmiştir.
Tespit ettiği bu tavan tutarı aşarsa ilaç firmalarından fiyat indirimi istemekte, hasta katılım paylarını arttırmakta, bazı ilaçları geri ödeme listesinden çıkartarak bunların bedellerinin vatandaş tarafından ödenmesini istemektedir.
Yani konuya SGK penceresinden bakılırsa yapılanlar normal gibi görünmektedir.
Ama Sosyal devlet açısından ve vatandaş gözü ile bakarsak, ben devlet için bu kadar sene pirim ödeyerek çalıştım, hasta olduğumda ve yaşlılığımda da devlet bana bedelsiz bakmalı derken haksız değildir.
Şu anda SGK 'nın tüm sağlık harcaması içinde ilacın payı; %31,41 dir.
Yılda 340 milyon reçete yazılmakta, 620 milyon hasta müracaatı olmaktadır.
Objektif olarak baktığımızda çok yakıcı bir durumla karşı karşıya olduğumuzu görüyoruz.
Bu sıcağa kar dayanması mümkün olmayacağına göre SGK bütçesindeki kara deliğin büyüyeceğini ve hepimizi yakacağını söylemek kahinlik olmaz.
Pekiyi bu durum çözümsüz müdür?
Aklımızı kullanmamıza rağmen mi bu kötü sonuçlara ulaştık denilirse,
Allah "aklını kullanmayanların üstüne pislik yağdırır" derim.
Yunus suresi 100.ayet
Bugüne kadar ülkemizde tüm gelişmiş ülkelerde olduğu gibi Koruyucu Tıp, Koruyucu Eczacılık uygulamaları değil Tedavi Edici Tıp uygulanmaktadır.
Bunun sonucu olarak akılcı ilaç kullanımı diyerek akılsızca antibiyotik kullandık.
Bugün dirençli bakterilere etkili etkili antibiyotik bulamıyoruz.
Tedavi Edici Tıp bu sektörün profesyonelleri arasında
" önce hasta et, yatakta öp" şeklinde tanımlanmaktadır.
Bu kirli ortaklığın içinde tabii ki Doktorlar, Eczacılar, Sağlık Bürokratları, İlaç Tekelleri ve hastalığından para kazanmayı alışkanlık haline getirmiş ahlaksız vatandaşlar bulunmaktadır.
Tüm bu suistimallere karşı SGK' nın bulduğu, yukarıda yazdığım çözümlerinin göstermelik ve yanlış olduğunu söylerim.
Neden?
Hastalık sebep değil sonuçtur.
Hastalığı meydana getiren sebepleri ortadan kaldırmadan, hastalığı tedavi etmeye çalışırsanız, bunun anlamı bataklık dururken sivrisinek mücadelesi yapmak, yani aklını kullanmamak olur.
Hastalık neden olur?
Önemli bir kısmı hijyen eksikliği, dengeli ve yeterli beslenmemek, hareket eksikliği, spor yapmamak, günlük şahsi ama devamlı kullanılan kozmetik, dermokozmetik ürünler, bağışıklık sistemini güçlendirmek üzere sık kullanılan vitamin, mineral, gıda takviyeleri, aktar ürünleri, bilinçli ve etkin hijyeni sağlayan antiseptik, Dezenfektanların güvensiz olmalarından hastalıklar oluşur.
Traji komik ve inanılmaz bir durumdur ama Türkiye'de üretilen ve kullanılan Dezenfektanların, Gıda Takviyelerinin, dermokozmetik üretim yerlerinin % 90'ı merdiven altıdır.
Herkes bu durumu bilir ama herkes bir şekilde bu durumdan nemalandığı, duygusal destek aldığı için
3 maymunu oynamak,
"bana dokunmayan yılan bin yaşasın" demek herkesin işine gelir.
Hastalıklar önlenerek yukarıda sayılarını belirttiğim yıllık
320 milyon reçete ve 600 milyon hastanın yarıya düşürülmesi işten bile değildir.
Böylece Sigara içenlere mutlaka süper prim uygulanarak
Tüm sağlık harcamalarının hiç bir kısıtlama olmaksızın bütçeye de yük olmadan bedelsiz olması sağlanmış olur.
Pekiyi ne yapılmalı?
Farmasötik formdaki (tablet, kapsül,şurup, damla vb) tüm sağlık ürünleri evrensel ve bilimsel olarak da olması gerektiği için üretim yerleri GMP ( iyi imalat uygulamalı) sertifikalı olmalı, TİTCK ( Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz kurumu) yetki ve denetimine alınarak çok başlılıktan kurtarılmalı ve perakende satış noktaları sadece Eczaneler olmalıdır.
Bu iş kesinlikle eczanelerin bugünkü 35 m2 lik dört duvar arasına sıkışmış her birinin gücü pamuk ipliği kadar olan 24.500 eczane ile olamayacağına göre daha az sayıda, çok büyük mekanlı, çok eczacı ortaklı, halka çok güçlü sağlık danışmanlığı, koruyucu eczacılık yapılacak, halkın avukatı olarak devlete ve vatandaşa dost SÜMER'ler (Sağlık Ürünleri Merkezi) ile mümkün olacağı akıldan çıkarılmamalıdır.