Başka bir renk deneyin:
Başka bir font büyüklüğü deneyin: 60% 70% 80% 90%


 


HOMEOPATİK VE BİTKİSEL TEDAVİ BİLİM Mİ, ŞARLATANLIK MI?

Prof. Dr. F. Cankat Tulunay, EACPT onursal başkanı ve Türkiye Akılcı İlaç Platformu Başkanı
(https://www.facebook.com/TurkiyeAkilciIlacPlatformu/)

Homeopatik ve herbal tedavi devamlı bir tartışma konusudur. Homeopati, tedavi edici bir yöntem olarak Samuel Hahnemann (1755-1843) tarafından geliştirilmiş ve daha sonra tüm dünyaya yayılmıştır. Prensip olarak sağlam kişilerde hastalık veya semptom veren maddeleri çok düşük miktarlarda vererek hastayı tedavi ettiğine inanılan bir alternatif tıp yöntemidir. Kullanılan bitki veya diğer maddeler farmakolojik etkisi olmayacak kadar seyreltilirler. Temel ilkesi benzer, benzeri iyileştirir prensibidir. Bu ilke gereği homeopatik tedavide yalnız bitkiler değil, süt, kan, idrar, mineraller gibi hayvan, insan ve doğadan elde edilen çeşitli maddeler de kullanılır.
Birçok kişi homeopatinin plasebodan farksız olduğunu iddia ederken, genellikler tıp dışı bazı kişiler bunun ciddi bir tedavi yöntemi olduğuna inanır.
İngiltere Parlementosu (bilim ve Teknoloji Komitesi) 22 Şubat 2010 yılında, homeopatinin bilimsel bir temeli olmadığından ve hakkında yeterli bilimsel araştırma bulunmadığından Ulusal Sağlık Servisinin (National Health Services) homeopatiyi desteklememesini ve MHRA nın (Medicines and Healthcare products Regulatory Ağency) homeopatik ürünlere yeterli delil olmadan endikasyon gösteren ruhsat vermemesini belirtirken, bunların ilaç olmadığı göz önüne alınarak bundan böyle MHRA tarafından ruhsatlandırılmamasını istedi. Komite ayrıca, homeopatik ürünlerin plasebo olduğu için bunların hastalara verilmesinin etik problemler doğuracağını da belirtti (http://www.parliament.uk/business/committees/committees-archive/science-... ).
Kısa bir süre önce (16 Kasım 2016) ABD hükümeti Federal Ticaret Komisyonu ( The Federal Trade Commission) ABD halkına homeopatik tedavinin bilimsel bir temeli olmayan yalancı bir tedavi olduğunu açıkladı. Bundan sonra FTC homeopatik ürün üreticilerinden, ürünlerini ABD de satmak için inanılır bilimsel delilleri göstermesi gerektiğini isteyecek. ABD de bilim adamlarının büyük çoğunluğu Homeopati hakkında yazılmış kitap veya raporların büyük çoğunluğun bilimsellikten uzak kandırmacalar olduğuna inanmakta. Homeopati konusunda astım, anksiyete, kronik yorgunluk sendromu, ülser gibi hastalıklarda yapılana çok ciddi araştırmalarda bunun plasebodan (yalancı ilaçtan) farklı olmadığı ortaya çıktı. Son senelerdeki tartışmalar üzerine çeşitli ABD kurumları yeni tedbirler almakta, bunlardan bazıları yazının sonunda verilmiştir. Özellikle FDA homeopati farmakopesinde ciddi değişiklik beklenmekte.
Homeopati konusundaki ilk ciddi bilimsel analiz 2002 yılında BJCP de yayınlanmıştır (Ernst E, A systematic review of systematic reviews of homeopathy, Br. J. Clin Pharmacol, 54:577-582, 2002). Bu makalede taranan sistematik derleme ve meta analizlerin 17 tanesi uygun bulunmuş. Yapılan analizde homeopatik tedavinin hiçbir hastalık veya semptomda plasebo veya diğer kontrol yöntemlerinden daha üstün olduğu gösterilememiş. Kullanılan tüm homeopatik reçeteler ortaya hiçbir pozitif klinik cevap çıkartamamıştır.
Alissa Lim ve ark. (Adverse events associated with the use of complementery and alternative medicine in children, Arch Dis Child, 96, 297-200) 201-2003 yılları arasında Avusturalyada CAM (complementary medicines, tamamlayıcı tedavi) kullan çocuklarda ciddi yan etkiler yanında 4 ölüm vak’ası tesbit etmişler. Klasik ilaç tedavisi yerine homeopatik tedavi veya sınırlandırılmış diyet kesin ölüm sebebi olarak bulunmuş. Bildirilen yan etkiler: kabızlık, alerjik reaksiyonlara bağlı kanama ve ağrı, ağız ülserleri, nöbet, büyümenin-gelişmenin önlenmesi, enfeksiyonlar, beslenme bozuklukları ve ölüm. Örneğin, egzema için homeopati ile tedavi edilen 10 aylık bebek septik şoktan ölüyor.
Bu konudaki en kapsamlı ve en ciddi çalışma kısa bir süre önce Avusturalya Ulusal Sağlık ve Tıbbi Araştırma Konseyi (National Health and Medical Research Council) yayınlandı (raporun tümü ektedir). Raporun ana bulgusu ‘’HOMEOPATİNİN HERHANGİR HASTALIK VEYA BOZUKLUĞU TEDAVİ EDİCİ ETKİSİNE AİT HERHANGİ BİR İNANILIR-GÜVENİLİR DELİL YOKTUR’’. Bu sonuca varmak için NHMRC uzmanları homeopatik tedavi konusunda yayınlanmış 1800 makaleyi incelemiş ve bunların içinden 225 araştırmayı homeopatiyi değerlendirmek için uygun bulmuşlar. İncelenen araştırmalar arasında homeopatinin plasebodan daha üstün olduğunu gösteren bir çalışma bulunamamıştır. Her ne kadar literatürede homeopatinin etkili olduğuna dair bazı çalışmalar varsa da bunlar ya yetersiz denekle veya kötü metodoloji ile yapılmış araştırmalardır. Avusturalyada homeopatiye her yıl 320 milyon dolardan fazla harcanmakta.
ABD de homeopatik ve bitkisel ilaç satışı 2012 de 6.4 milyar dolar olup 2011 e nazaran %3 artmıştır.Son beş sene içinde %16 artmıştır. Geçen yıl herhangi bir hastalık dolayısı ile homeopatik veya herbal tedavi kullananların oranı %30 civarındadır. Gelecek sene satışların 7.5 milyar dolar olması beklenmektedir. Diğer taraftan OTC (reçetesiz) ilaç kullananların %25 den azı homeopatik veya bitkisel ilaçların etkili olduğuna inanmakta, %75 bu tip tedaviye inanmamakta. Homeopatik veya bitkisel tedavi görenlerin ise %48’i bu tedavinin etkisiz olduğuna inanmakta (http://www.nutraceuticalsworld.com/issues/2013-07/view_industry-news/us-...).
Bu tip tedaviler genellikle plasebo etkisinin çok yüksek olduğu durumlarda etkil görülmekte. Plasebo kontrolü çalışma yapılmadığı için kullanan ve kullandıranlar bunlara inanmaktadır. Diğer taraftan halen kullanmakta olduğumuz birçok ilacın bitkisel kökenli olduğu da unutulmamalıdır. Örneğin Digitalis purpurea ve lanata (yüksük otu), Atropa belladona (güzel avrat otu) veya Papaver somniferum (afyon) etken maddeleri (dijital, atropin, morfin, kodein, tebain)halen tıpta kullanılmaktadır. Bunları etken maddeleri izole edilmiş, saflaştırılmış, standardize edilmiş veya sentetik olarak üretilmiş, farmakolojik ve klinik araştırmaları tapılmış, yan etkileri tesbit edilmiştir. Bu gün ağrı için aspirin yerine söğüt ağacı kabuğu veya yaprağı çiğnemeye gerek var mı? Bunun tercihi kişiye kalmış bir şey. Günümüzde en büyük tehlike etkisi olmadığı bilinen bitkisel ilaçlara son derece tehlikeli kimyasal maddeler katarak, cinsel gücü artırıcı, zayıflatıcı, ağrı kesici vs endikasyonlarla kullandırılarak hastaların kandırılması ve zehirlenmesidir. Homeopatik tedavi halen bazı ülkelerde kabul edilirken, bazı ülkeler kabul etmemektedir. Yukarıda anlattığımız gibi bu tedavi hakkında yapılmış ciddi, plasebo kontrollü, randomize, çok merkezli çalışmaların bulunmamasıdır. Yeni bir antiromatizmal ilaca FDA de ruhsat alabilmek için 15.000 kişilik bir klinik araştırma istenmektedir. 25-30 Kişi üzerinde yapılan klinik araştırmalarla ruhsat almak mümkün değildir. Bu konuda kedi kararınızı verebilmek için aşağıdaki yazıların okunmasında büyük fayda olacaktır.

OKUNMASI GERENLER

ABD HOMEOPATİ FARMAKOPESİ: http://www.hpus.com/
ABD HOMEOPATİ REGÜLASYONLARI: http://www.fda.gov/Drugs/NewsEvents/ucm430539.htm
ABD HOMEOPATİK ÜRÜN PAZARLAMA KURALLARI: http://www.fda.gov/iceci/compliancemanuals/compliancepolicyguidancemanua...
EMEA HERBAL PRODUCTS: http://www.ema.europa.eu/ema/index.jsp?curl=pages/regulation/general/gen...