Akil Muhtar Özden'den 1975 tarihli bir belgeye
Kurucu: Ord. Prof. Dr. Akil Muhtar Özden (1877-1949)
Türkiye'de klinik farmakolojinin kurucusu ve ilk klinik farmakoloğu Ord. Prof. Dr. Akil Muhtar Özden'dir. 1877'de İstanbul'da doğan Özden, 1902'de Cenevre Tıp Fakültesi'ni bitirdi, Prof. Eugène Mayor'un yanında farmakodinami alanında çalıştı ve 1907'de ders verme yetkisi aldı. 1908'de Türkiye'ye döndü, 1909'da Darülfünun Tıp Fakültesi'ne profesör olarak atandı. Hem iç hastalıkları hekimi hem farmakologdu; ilacı laboratuvarda da hasta başında da inceleyen bir hekimdi (9).
O tarihte farmakodinami ve tedavi kliniğinin tek örneği İsviçre'deydi. Özden bunun karşılığını, deneysel ilaç tedavisine ayrılmış ilk klinik ve enstitü olarak İstanbul'da kurdu. Bir hayvan laboratuvarı oluşturdu; fakültede yataklı hasta araştırması yapılamadığı için Haseki Hastanesi'nde kendisine ayrılan bir koğuşta insanda ilaç denemeleri yürüttü. Hayvan ve insan çalışmalarıyla mevcut ilaçlar için yeni endikasyonlar belirledi; bunların birçoğu sonradan standart tedavi oldu. Lokal anesteziklerin değerlendirilmesinde kullanılan Muhtar refleksini tanımladı, dijital glikozitlerinin kalp üzerindeki etkilerini araştırdı, karaciğer yetmezliğinin tanısı için santonin testini geliştirdi ve 1910'da elektrokardiyografiyi Türkiye'ye getirdi (9).
Birinci Dünya Savaşı yıllarında dijital bulunamayınca Toroslardan yüksükotu (Digitalis) toplayarak dijital elde etmiş ve hastalarında kullanmıştır. Bunu bana Akil Muhtar'ın bir öğrencisi anlatmıştı; yazılı bir kaynağını bilmiyorum, sözlü bir tanıklık olarak aktarıyorum. Bu, ilacın kaynağından hasta yatağına kadar bütün yolunu tek bir hekimin izlediği, klinik farmakolojinin özünü gösteren bir örnektir.
Özden'in kurumsal mirası da aynı çizgidedir. "Fennî Tedavi, Tecrübevî ve Seririyatî Tedaviye Dersleri" adlı ders kitabı altı kez basıldı. 1926'da ilk Türk Kodeksi'ni hazırlayan on kişilik komisyonda görev aldı, 1936'da komisyonun başkanı oldu. 1931'de kurduğu Tedavi Seririyatı ve Laboratuarı Mecmuası 1943'e kadar 38 sayı yayımlandı. 1932 tarihli "Tedavide Tasarruf" çalışmasında aynı tedavi sonucunun daha düşük maliyetle elde edilmesi gerektiğini savundu, ithal ilaçların aşırı fiyatlarına dikkat çekti ve bu maliyetler düşürülürse her yıl yeni bir hastane açılabileceğini söyledi (9). Bugün farmakoekonomi ve akılcı ilaç kullanımı dediğimiz düşüncenin Türkiye'deki ilk ifadesi budur.
Özden ile aramda kişisel bir bağ da vardır: babam onun öğrencisiydi. Bu yazının kapağındaki yağlıboya portrenin aslı bugün Ankara'daki evimde asılıdır.
Özden 1944'te emekli oldu, 1949'da öldü. Kurduğu gelenek, yani ilacın insanda ve hasta başında incelenmesi, sonraki kuşaklarda aynı güçle sürmedi; farmakoloji giderek laboratuvara dayanan bir temel bilim olarak gelişti. Aşağıdaki 1975 yazısı, bu kopukluğun ardından klinik farmakolojiyi çağdaş adı, tanımı ve örgütlenme modeliyle Türkiye'nin gündemine yeniden getirmiştir.
1975: Çağdaş kavramın Türkçeye girişi
Aşağıda tıpkı aktarımını sunduğum yazı, 1975 yılında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Mecmuası'nda (Cilt XXVIII, Sayı I-II, s. 459-464) yayımlanmıştır. O tarihte A.Ü. Tıp Fakültesi Farmakoloji Kürsüsü'nde baş asistandım. Yazı, klinik farmakolojiyi bu adla ele alan; ne olduğunu, hangi görevleri üstlendiğini ve bir tıp fakültesinde nasıl örgütlenmesi gerektiğini Türkçe olarak tanımlayan, bilinen ilk yazıdır.
1975'te Türkiye'de farmakoloji, büyük ölçüde hayvan deneylerine ve izole organ çalışmalarına dayanan bir temel bilim dalıydı. İlacın insanda incelenmesi, kan düzeylerinin izlenmesi, klinik araştırmanın dönemleri, ilaç bilgi servisi ve terapötik değerlendirme gibi kavramlar tıp eğitiminde de hastane pratiğinde de yer almıyordu. Bu yazı, Dünya Sağlık Örgütü'nün 1970 tarihli teknik raporunu ve dönemin Amerikan kaynaklarını esas alarak bu kavramları Türk tıp çevresine ilk kez bir bütün halinde tanıtmış; 250 metrekarelik bir bölümün kadrosunu ve donanımını tek tek saymış ve bir çağrıyla bitmiştir: böyle bir bölüm hemen kurulmalı, staj öğrencilerine klinik farmakoloji dersi vakit geçirilmeden başlatılmalıdır.
Çağrıdan uygulamaya: dernek, ders, saha
Yazı kâğıt üzerinde kalmadı. 27 Aralık 1975'ten 24 Aralık 1977'ye kadar Türk Farmakoloji Derneği'nin IX. ve X. Dönem Yönetim Kurullarında muhasip üye olarak görev yaptım (10). 1977'de Türkiye'nin ilk Klinik Farmakoloji Derneği'ni kurdum. Dernek 12 Eylül 1980'den sonra bütün dernekler gibi kapatıldı. 1980-1983 yıllarında Kaliforniya Üniversitesi San Francisco Tıp Fakültesi Farmakoloji Bölümü ve Langley Porter Psikiyatri Enstitüsü'nde misafir profesör olarak farmakoloji ve klinik farmakoloji ile ilgili araştırmalar yaptım. Özellikle değişik yollardan verilen kokainin insandaki etkilerini inceledim. 1983'te Amerika Birleşik Devletleri'nden Türkiye'ye döndüğümde Klinik Farmakoloji Derneği'ni yeniden kurdum ve Prof. Dr. Adnan Güvener hocanın destekleriyle klinik farmakoloji araştırmalarını yapabildik. Emekli olmamdan sonra maalesef dernek 2011 yılının sonlarında kapandı. Derneğin o yıllarındaki faaliyeti ise o dönemin basın ve yayın organlarında geniş biçimde kamuoyuna duyurulmuştur (5-7).
Yazının sonundaki çağrı da karşılıksız kalmadı. 1978-1979 yıllarında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde klinik farmakoloji dersleri veriyordum. Bu dersler kapsamında öğrencilerimden, evlerinde ve yakın çevrelerinde bulunan kullanılmayan, yarım kalmış veya süresi geçmiş ilaçları toplamalarını, etken maddeye göre sınıflandırmalarını ve hangi endikasyonla reçete edildiklerini sorgulamalarını istedim. Sonuçlar 1979'da yayımlandı (1). Evlerdeki ilaçların büyük bölümü aynı etken maddenin farklı adlarla satılan kopyaları, etkinliği gösterilmemiş kombinasyonlar, gereksiz vitamin ve tonikler ile yarım bırakılmış antibiyotiklerdi. Bu, Türkiye'de klinik farmakolojinin sınıftan sahaya çıktığı ilk çalışmalardan biridir.
1978-1979'da başlattığım bu dersler 2011 yılına kadar kesintisiz sürdü ve binlerce öğrenci tarafından alındı. Akılcı ilaç kullanımı, ilaç sorunu ve ilaç araştırmaları konuları Türkiye'de bir tıp fakültesinde ilk kez bu derslerde anlatıldı. Yükseköğretim Kurulu klinik farmakolojiyi ayrı bir bilim dalı olarak tanımadığı için dersler müfredatta farmakoloji dersleri arasında yer aldı; ders programlarında "klinik farmakoloji" adının ayrıca görünmemesinin nedeni budur.
Temel ilaçlar ve kamuoyu tartışması
1978'de Dünya Sağlık Örgütü'nün Temel İlaçlar Listesi'ni Türkçeye çevirerek yayımladım (2). Temel ilaç kavramı Türkiye'de akademik ve kamusal tartışmaya bu çeviriyle girdi. Aynı yıllarda konuyu gazetelere taşıdım: Cumhuriyet'te "ilaç kirliliği" kavramını kullandım (11 Eylül 1978), sanayinin ilanlarına yine Cumhuriyet'te yanıt verdim (15 Ekim 1978), Milliyet'te hekimin bilgi kaynağının tıbbi mümessil haline geldiğini söyledim (21 Kasım 1978) ve "Türkiye bir ilaç çöplüğüdür" tespitini yaptım (23 Nisan 1979). Bu tartışmaların ardından multivitaminlerin geri ödemesi kaldırıldı.
O yıllarda formüle ettiğim beş ilke (doğru tanı, doğru ilaç, doğru hasta, doğru doz ve süre, doğru maliyet), bugün "akılcı ilaç kullanımı" adıyla öğretilen çerçevenin çekirdeğidir.
Biyoyararlanım ve biyoeşdeğerlik
Türkiye'deki ilk biyoyararlanım ve biyoeşdeğerlik çalışmaları tarafımdan yapılmıştır. O dönemde bu kavramlar bilinmiyor, sanayi ise jenerik ilaçlar için biyoeşdeğerlik şartına şiddetle karşı çıkıyordu. Bursa'daki bir toplantıda jenerik ilaç için biyoeşdeğerliğin şart olduğunu söylediğimde bir firma sahibinin üzerime yürüdüğünü hatırlıyorum. Biyoeşdeğerlik Türkiye'ye geç de olsa girdi.
Otuz yıl süren eğitim çalışması
Klinik Farmakoloji Derneği çatısı altında, yıllarca Türkiye'nin hemen her şehrinde hekimlere, eczacılara ve sağlık çalışanlarına yönelik onlarca simpozyum, kongre, kurs ve bilimsel toplantı düzenledik. Anlattığımız şey hep aynıydı: doğru tanı, doğru ilaç, doğru doz, doğru süre, doğru maliyet. Bu çabalar yaklaşık 35 yıl sonra Sağlık Bakanlığı'nda, Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu bünyesinde bir Akılcı İlaç Kullanımı biriminin kurulmasıyla kurumsal karşılık buldu.
Avrupa ile bağ
Dernek, Türkiye'yi Avrupa klinik farmakoloji topluluğuna taşıdı. Türkiye, Avrupa Klinik Farmakoloji ve Terapötikler Birliği'ne (EACPT) derneğimiz aracılığıyla üye oldu; Avrupa klinik farmakoloji yaz okulları Türkiye'de düzenlendi. Birliğin 6. Kongresi Haziran 2003'te İstanbul'da yapıldı. EACPT'nin resmi tarihçesi bu kongrenin başkanı olarak adımı kaydeder (3); bildiriler Springer tarafından kitap olarak yayımlanmıştır (4). Aynı tarihçede 2003-2007 döneminin Onursal Başkanı olarak yer alıyorum.
Tarih, belgelerin sırasıyla yazılır
Bu sıralamayı hatırlatmamın nedeni, Türkiye'de klinik farmakolojinin tarihçesini anlatan kimi metinlerde başlangıcın çok daha geç tarihlere konulmasıdır. Türkçenin en yaygın farmakoloji ders kitabının ilk baskısı 1978'dir. Türk Farmakoloji Derneği bünyesindeki Klinik Farmakoloji Çalışma Grubu, Yönetim Kurulu'nun 22 Eylül 1999 tarihli kararıyla kurulmuştur. Uluslararası bir dergide 2020'de yayımlanan bir derlemede ise şu ifade yer alır: "With a background of several discrete initiatives to establish this discipline, substantial progress in Turkey was just accelerated in late 1990s, mainly pioneered by the Clinical Pharmacology Society and the Clinical Pharmacology Working Group under the Turkish Pharmacological Society" (8). Bu ifade doğru değildir. Klinik Farmakoloji Derneği ile çalışma grubu aynı dönemin iki öncüsü değildir: çalışma grubu kurulduğunda derneğin ilk kuruluşunun üzerinden yirmi iki, yeniden kuruluşunun üzerinden on altı yıl geçmişti. 1975 yazısı, 1978'de başlayan dersler, temel ilaç listesinin çevirisi, ilk biyoyararlanım ve biyoeşdeğerlik çalışmaları ve derneğin Türkiye'nin dört bir yanında düzenlediği toplantılar "birkaç dağınık girişim" değil, kesintisiz bir çalışmanın halkalarıdır. Aynı derlemede akılcı farmakoterapi eğitiminin müfredata ilk kez 1996'da girdiği de yazılmaktadır; oysa bu konular 1978'den beri Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde okutuluyordu.
Anılan adımların her biri değerlidir; ancak hiçbiri "ilk" değildir. Türkiye'de klinik farmakolojinin kurucusu Akil Muhtar Özden'dir. Çağdaş kavramın Türkçe tanımı 1975'te yayımlanmış, ilk dernek 1977'de kurulmuş, klinik farmakoloji ve akılcı ilaç kullanımı dersleri 1978'de başlamış, temel ilaç listesi 1978'de Türkçeye kazandırılmıştır.
Yazıyı özgün yazımı ve dizgi özellikleriyle, hiçbir düzeltme yapmadan sunuyorum. Elli bir yıl sonra okuyan, o gün istenenlerin ne kadarının gerçekleştiğine kendisi karar verecektir.
Kaynaklar
1. Tulunay FC. Waste of drugs in Turkey. Farmakoloji ve Tedavi, 1979.
2. Tulunay FC. The selection of essential drugs (WHO Technical Report Series No. 615'ten çeviri). Farmakoloji ve Tedavi, 1:5, 1978.
3. European Association for Clinical Pharmacology and Therapeutics. History. eacpt.org/history
4. Tulunay FC (ed.). European Collaboration: Towards Drug Development and Rational Drug Therapy. Proceedings of the Sixth Congress of the EACPT, Istanbul, 2003. Springer.
5. Tehlike Türkiye'de gizlendi. Hürriyet, 25 Şubat 2010; Crestor ilacına dikkat. Milliyet, 25 Şubat 2010.
6. 893 Türk kobay, ilaç şirketlerinin kurbanı oldu. Cumhuriyet, 15 Kasım 2011.
7. Türk kobaylar öldü mü? NTV, 15 Kasım 2011.
8. Footprints of Clinical Pharmacology in Turkey: Past, Present, and Future. Clinical Therapeutics, 2020.
9. Namal A, Erdem M. Erdem Etiği Perspektifinden Ord. Prof. Dr. Akil Muhtar Özden'in (1877-1949) Hayatına Bir Bakış. Lokman Hekim Dergisi 2026;16(2):435-446.
10. Türk Farmakoloji Derneği. Türk Farmakoloji Derneği Yönetim Kurulları: IX. Dönem (27 Aralık 1975-11 Ocak 1977) ve X. Dönem (11 Ocak 1977-24 Aralık 1977). https://www.tfd.org.tr/images/kategori/evraklar/Turk-Farmakoloji-Derne%C4%9Fi-Secilmi%C5%9F-Yonetim-Kurullar%C4%B1.pdf

Klinik Farmakoloji Derneği'nin logosu
A. Ü. Tıp Fakültesi Farmakoloji Enstitüsü
KLİNİK FARMAKOLOJİ: NEDİR VE NASIL ÇALIŞIR?
Dr. F. Cankat TULUNAY (*)
Bu gün batı dünyasında klinik farmakolojinin tıp eğitiminde, pratikte ve araştırmadaki önemi anlaşılmış olup her geçen gün büyük bir hızla gelişmesi için her türlü çaba harcanmaktadır.
Modern anlamda klinik farmakoloji 1930'larda başlamış fakat asıl gelişmesi 1950'den sonra olmuştur. Gelişmesindeki en önemli etkenler şu şekilde sıralanabilir (1): (a) Farmasötik endüstri tarafından gittikçe artan miktarda yeni ilâçların çıkartılması ve bilhassa batı dünyasında bu ilâçların değerlendirilmesi için hassas metodlara ihtiyaç duyulması, (b) ilâçların seçiminde ve etkili olarak kullanılmasında lâzım olan bilginin en iyi şekilde sistematik ilmî çalışmalarla elde edilebileceğinin anlaşılmış olması ve (c) bilhassa yeni ilâçların yeterli bilgiye sahip olmayan kimseler tarafından denenmesi ve bu sebeple birçok facianın ortaya çıkmış olmasıdır. Bu sebeplerden dolayı klinik farmakoloji ve eğitim görmüş klinik farmakolog özel bir eğitim dalı ve ihtisas olarak kabul edilmiş; sağlık hizmetlerinde, tıp eğitiminde ve araştırmada büyük görev almaya başlamıştır. Aynı zamanda klinik farmakoloji, ilgili hükümet veya özel kuruluşlara müşavirlik yapmaya başlamış ve geleceğin klinik farmakologlarının yetiştirilmesi görevini yüklenmiştir.
Klinik Farmakolojinin Tarifi: Geniş anlamda klinik farmakoloji insan üzerinde ilâçlar ile ilgili bilimsel araştırma yapan bilim dalı demektir (1). Bu tarifin içine yeni ilâçların geliştirilmesi ve eskilerinin etkilerinin daha iyi anlaşılması ve kullanılışı da eklenebilir. Diğer geniş kapsamlı tarifler ise «insan farmakolojisi ve bunun bütün yan dalları» (2), «klinik veya terapötik olarak ilâçların değerlendirilmesi» (3), veya basitçe tatbiki farmakoloji olarak bildirilmiştir. Her nekadar klinik farmakolojiyi daha sınırlı olarak tanımlamak mümkün ise de, böyle bir tanımlama bugün için klinik farmakolojiye katkıda bulunan birçok bilim adamını elimine edeceğinden sakıncalı görülmektedir. Çünkü klinik farmakoloji geniş bir disiplin olup karışık problemlerin çözümlenmesinde değişik bilim dallarında uzmanlaşmış şahıslara ihtiyaç göstermektedir.
Klinik farmakolojinin veya klinik farmakoloğun yeni ilâçların değerlendirilmesi veya bu işin organizasyonu yanında diğer fonksiyonları da vardır. Bunlar Dünya Sağlık Teşkilâtı çalışma grubu tarafından şu şekilde belirtilmiştir (1): (a) İlâçların daha etkili ve emniyetli bir şekilde kullanılmasını sağlayarak hasta sağlığına yardım etme, (b) Araştırmalar ile ilâçlar hakkındaki bilgilerin artımını sağlama, (c) Bu bilgileri öğretim ile tıp talebelerine ve diğer doktorlara aktarma, (d) İlâç enformasyon, analiz, müşavirlik servislerini idare etme ve bilhassa insan deneylerinde protokolları hazırlamadır.
Laboratuvar ve Teknik Servisler: Bunlar başlıca kimyasal farmakoloji, klinik farmakokinetik ve farmakodinami bölümlerinden teşekkül eder. Bu kısımda ilâçların ve metabolitlerinin vücut sıvılarında konsantrasyonlarının ölçülmesi, doz - konsantrasyon ve doz - cevap ilişkilerinin en son metod ve kavramlarla incelenmesi ve ilâçların insan üzerindeki etkilerinin daha kolay bir şekilde anlaşılmasına çalışılır.
Hastalarda klinik cevabın anlaşılması için günden güne ilâçların vücut sıvılarındaki tayinleri daha önemli bir hal almaktadır. Bu gün bilhassa kardiyak glikozitler, antiaritmikler, antibakteriyeller, antimitotikler, trankilizanlar, santral sinir sistemi depressan ve stimülanları, narkotikler ve antiepileptiklerin kan seviyelerinin tayini hemen hemen şart olmuştur. Kardiyovasküler, renal, gastrointestinal veya hepatik lezyonlu hastalarda ilâca karşı anormal veya riskli bir cevabın çıkması muhtemelen ilâcın bu hastalardaki anormal farmakokinetik özelliklerine bağlıdır (4, 5). Bunların incelenmesi hastanın tedavi şansını artıracağı gibi tedavi riskini de asgariye indirecektir. Bütün bunlar ise ancak ciddi farmakokinetik, farmakodinamik ve iyi organize edilmiş bir çalışma ile başarılabilir. Bu esnada şahısların tedavisi daha güvenilir bir şekilde yapılırken diğer taraftan ilâcın etki mekanizması da daha iyi anlaşılacak ve aynı durumdaki diğer hastalar için de yol gösterici olacaktır.
İlâç İnformasyon Servisi: Son senelerde gittikçe artan sayıda yeni ilâcın piyasaya çıkması, eskilerinin etki mekanizmalarının izahlarının değişmesi veya yeni etkilerinin ortaya konulması ve bu bilgilerin artık doktor tarafından takip edilmesinin imkânsızlığı böyle bir servisin kurulmasını icap ettirmektedir. Bu bakımdan klinisyenlerin de yardımı ile mevcut ilâçlar hakkındaki malûmatın toplanması ve yeni ilâçların günü gününe takibi ile hastaların tedavi şansı artırılacağı gibi birçok hekimi de prospektüslerin esiri olmaktan kurtaracaktır.
Terapötik Değerlendirme Servisi: Klinik farmakolojinin en mühim fonksiyonlarından birisi de ilâçların değerlendirilmesindeki görevidir. Araştırma protokollarının hazırlanması, ölçümlerin hassasiyeti, uygun kontrol gruplarının seçilmesi, klinik araştırmaların mediko - legal yönlerinin tayini bu görevleri arasındadır.
Klinik Farmakoloji Öğretimi: Klinik farmakoloji eğitimi tıp talebelerinin klinik stajları esnasında yapılması gereken ve bu gün birçok tıp fakültesinde tatbik edilen bir eğitimdir. Tıp talebelerinin dışında ayrıca bütün doktorlara da değişik şekillerde (seminer, simpozyum, organize kurslar v.s. gibi) hizmet etmek klinik farmakolojinin eğitim görevleri arasındadır. Klinik asistanlarının belirli sürelerle klinik farmakoloji rotasyonu yapmaları ise bilhassa son senelerde oldukça yaygınlaşmış olup günden güne de artmasına devam etmektedir. Bu eğitimler esnasında bilhassa temel farmakolojinin konusu dışında kalan piyasadaki ilâçların durumu, reçete yazılması, etkilerin değerlendirilmesi gibi hususlar detaylı bir şekilde incelenir.
Klinik Farmakolojinin Organizasyonu: Bu konuda önce yeni bir ilâcın ne şekilde ve nasıl hasta tedavisinde kullanıldığından bahsetmek yerinde olacaktır.
Yeni bir ilâç kimyagerler tarafından sentez edildiğinde bir taraftan bunun farmasötik incelenmeleri yapılırken diğer taraftan da farmakolojik araştırmaları yapılır. Bu işlemlerin süresi hakkında kesin bir fikir vermek mümkün değildir. Bazen aylar ile sürebileceği gibi bazen de yıllarca araştırmalar devam edebilir. Bu kısımda ilâcın bütün kimyasal ve biyolojik özellikleri, hayvan deneyleri ve toksisite çalışmaları yapılarak insanlara zarar vermeyeceğine ve hastalar için faydalı olabileceğine karar verilenler klinik araştırma için serbest bırakılırlar. İnsanlardaki araştırma 3 dönemde yapılır ve ortalama 4 sene devam eder (6).
1. Dönem (24 - 30 ay): Bu dönemde yeni bir ilâç ilk defa az sayıda normal gönüllü şahıslar üzerinde klinik farmakolog tarafından incelenir. Genellikle çok düşük dozlarda tatbik edilen ilâcın normal şahıslardaki biyolojik aktivitesi, yarı ömrü, metabolizması v.s. incelenir.
2. Dönem (12 - 24 ay): Birinci dönemi tamamlayan ilâç az sayıda seçilmiş hastalar üzerinde denenir. Bu denemeler klinik farmakolog ve klinisyenler tarafından müştereken yürütülür ve bilhassa ilâcın dozu, yan etkileri araştırılır. Bu dönemin ileri safhalarında daha geniş hasta kitleleri üzerinde doz şemaları, metabolik aktivite ve diğer ilâçlarla etkileşmeleri incelenir.
3. Dönem (12 - 24 ay): Bu dönemde ilâç bilhassa klinisyenler tarafından büyük sayıda ve değişik hastalıklarda denenerek ilâcın emniyet ve etki sınırları tesbit edilir. Böylece ortalama 4 sene süren araştırmalardan sonra yeni bir ilâç piyasaya çıkartılabilir.
Klinik Farmakolojinin Organizasyonu: Klinik farmakoloji bölümü ideal olarak aşağıdaki şekilde organize olmalıdır (4, 5).
I – Klinik Farmakoloji Merkezi:
a) Direktör (Tıp doktoru)
b) Üç tam gün çalışacak klinik farmakolog (Tıp doktoru)
c) 3 - 6 konsültan klinisyen (dahiliye, pediatri, anesteziyoloji, psikiatri, nöroloji, v.s.)
d) Bir patoloji konsültanı
II – Destek Bölümleri:
a) Laboratuvar servisi (1 farmakolok, 2 teknisyen)
1 – Kimyasal Farmakoloji
2 – Farmakokinetik
3 – Farmakodinamik
b) İlâç informasyon servisi (1 eczacı ve 1 sekreter)
d) Tedavi değerlendirme bölümü: Merkezi bölüme ilâveten hemşire, eczacı gibi destek personeli ile istatistik bölümü.
e) Farmakoloji bölümü: Fakültenin farmakoloji kürsüleri bu bölümü yürütür.
Klinik Farmakoloji İçin Gerekli Aletler: Klinik Farmakoloji bölümünün mümkün olduğu kadar kliniklere yakın olması lâzımdır. Aşağı yukarı 250 m² lik bir alan gerekli laboratuvarlar için yeterlidir. Genel laboratuvar malzemesine ilâveten klinik farmakoloji bölümünde: spektrofotometre, florometre, atomik absorpşın, likit sintilasyon, gama sayıcı, gaz - likit kromatografi gibi aletlerin bulunması şarttır.
Buraya kadar kısaca ana hatları ile anlatılmaya çalışılan klinik farmakolojinin Türkiye içinde nekadar lüzumlu olduğunu anlatmaya gerek yoktur. Eğer çağdaş tedavi seviyesine erişilmek isteniyorsa bir taraftan gerekli personelin yetiştirilmesine çalışılırken diğer taraftan da böyle bir bölümün hemen kurulmasına ve bilhassa staj talebelerine vakit geçirilmeden klinik farmakoloji derslerine başlanmalıdır.
ÖZET:
Bu yazıda «Klinik Farmakoloji'nin» tarifi, organizasyonu ve nasıl çalıştığı anlatılmıştır.
SUMMARY
Clinical Pharmacology: What Is It And How It Works
In this paper definition, organization and working conditions of clinical pharmacology were discussed.
LİTERATÜR
1 – World Health Organization: Clinical pharmacology scope, organization, training. WHO Tech. Rep., 446 (1970).
2 – Shideman, F. E.: Some views of a pharmacologist on clinical pharmacology. J. Clin. Pharmacol., 12: 370 (1972).
3 – DiPalma, J. R.: Clinical pharmacology as a specialty? J. Clin. Pharmacol., 12: 303 (1972).
4 – Wardell, W. M.: Clinical pharmacology at university medical centers. I. Functions and organization. J. Clin. Pharmacol., 14: 309 (1974).
5 – Wardell, W. M.: Clinical pharmacology at university medical centers. II. Requirements. J. Clin. Pharmacol., 14: 408 (1974).
6 – Melmon, K. L. ve Morelli, H. F.: Clinical Pharmacology, Basic principles in therapeutics. Macmillan Pub. Co. Inc., (New York), 1972.
(*) A. Ü. Tıp Fakültesi Farmakoloji Kürsüsü Baş Asistanı.
A. Ü. T. F. M., Vol. XXVIII, Sayı I - II, 459 - 464, 1975
Transkripsiyon notu: Metin 1975 tarihli özgün baskıya sadık kalınarak aktarılmıştır. Özgün yazım ve dizgi özellikleri korunmuştur («farmakolok», «absorpşın», «nekadar», Destek Bölümleri listesinde b'den d'ye geçilmesi, «Klinik Farmakolojinin Organizasyonu» ara başlığının iki kez kullanılması). İngilizce başlık taramada «What Ts It» olarak görünmekte olup «What Is It» biçiminde okunmuştur.
Not: Bu yazının hazırlanmasında AI desteği alınmıştır.






