AKNE VE TEDAVİSİ
Laxmi Iyengar, Belinda Welsh. Australian Prescriber 2026;49:138–144
4 Ağustos 2026
ÖZET
Akne vulgaris, önemli ölçüde psikososyal yük oluşturan kronik inflamatuvar bir hastalıktır. Erken dönemde uygulanan etkili tedavi, kalıcı skar oluşumu ve ruh sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerin gelişme riskini azaltır.
Hastaların çoğunda başlangıç ve idame tedavisi olarak kombine topikal tedavi önerilmektedir; örneğin benzoil peroksit ile topikal bir retinoidin birlikte kullanılması. Antibiyotik direnci riski nedeniyle topikal antibiyotikler uzun süreli veya monoterapi şeklinde kullanılmamalıdır.
Akne tedavisindeki yaklaşım, uzun süreli oral antibiyotik kullanımından giderek uzaklaşmaktadır. Oral antibiyotik kullanılması gerekiyorsa tedavi süresi sınırlandırılmalı —genellikle 3 ayı aşmamalı— ve antibiyotik içermeyen bir topikal tedaviyle birlikte uygulanmalıdır.
Oral isotretinoin, şiddetli, skar bırakan veya tedaviye dirençli akne için en etkili seçenektir. Son güvenlilik güncellemelerinde, tedavi öncesinde ve tedavi sırasında ruh sağlığının değerlendirilmesi, olası cinsel yan etkiler konusunda hastanın bilgilendirilmesi ve sıkı gebelikten korunma önlemleri üzerinde özellikle durulmaktadır.
Kombine oral kontraseptifler ve spironolakton, persistan aknesi bulunan kadınlarda etkili sistemik tedavi seçenekleridir ve tekrarlayan ya da uzun süreli antibiyotik kullanımına duyulan gereksinimi azaltabilir.
Işık temelli tedaviler ve fiziksel tedaviler —örneğin komedon ekstraksiyonu— yararlı yardımcı tedaviler olabilir ve tercihen dermatologlar aracılığıyla uygulanmalıdır.
GİRİŞ
Akne vulgaris, aknenin en sık görülen formudur. Adolesanların %85’e kadarını etkileyen inflamatuvar bir deri hastalığıdır; erişkin dönemde, özellikle kadınlarda devam edebilir ve giderek daha fazla kronik, tekrarlayıcı bir hastalık olarak ele alınmaktadır.¹˒² Erken ve etkili tedavi, kalıcı skar oluşumu ile ruh sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerin gelişme riskini azaltır.¹
PATOGENEZ
Aknenin patogenezi multifaktöriyeldir. Androjenlerin uyardığı sebase bez aktivitesi sonucunda sebum üretiminin artması, anormal foliküler keratinizasyon, Cutibacterium acnes ile ilişkili inflamasyon ve doğal ve adaptif immün yanıtların düzensizleşmesi patogenezde rol oynar.¹˒³
Hastalığın ortaya çıkışını ve şiddetini belirleyen faktörler arasında en güçlü kanıt genetik yatkınlık için bulunmaktadır. Süt ürünleri tüketimi, yüksek glisemik yüklü beslenme, stres, obezite ve diğer metabolik faktörler gibi potansiyel olarak değiştirilebilir etkenlerin rolüne ilişkin kanıtlar ise düşük ile orta düzeydedir.⁴⁻⁹
SEKELLER VE PSİKOLOJİK ETKİLER
Aknenin sekelleri arasında çeşitli atrofik, hipertrofik veya keloid skar morfolojileri bulunabilir. Skar gelişme riski hastalığın şiddeti, kontrol altına alınmasının gecikmesi ve lezyonların sıkılması veya yolunması gibi davranışlarla ilişkilidir.¹
Postinflamatuvar pigmentasyon bozukluğu gelişebilir; bu durum koyu deri fototiplerinde daha belirgin ve daha kalıcı olabilir.
Akne yaşam kalitesini ve sosyal işlevselliği önemli ölçüde bozabilir. Meta-analizlerde akne ile depresyon, anksiyete ve intihar eğilimi arasında tutarlı ilişkiler gösterilmiştir. Psikososyal etkinin büyüklüğü her zaman yalnızca lezyon sayısıyla orantılı değildir. Kadınlarda ve erişkinlerde daha büyük bir etki görülmektedir.¹⁰⁻¹²
Bu veriler, erken ve etkili tedavinin yanı sıra hastalarda duygu durumu, emosyonel sıkıntı, beden imajına ilişkin kaygılar ve sosyal geri çekilmenin rutin olarak sorgulanmasını desteklemektedir.¹˒¹⁰⁻¹²
KLİNİK GÖRÜNÜM VE ŞİDDET
Akne tipik olarak seboreik bölgeleri, yani yüz, göğüs ve sırtı etkiler.
Lezyonlar iki ana grupta değerlendirilebilir:
- İnflamatuvar olmayan lezyonlar: açık ve kapalı komedonlar.
- İnflamatuvar lezyonlar: papüller, püstüller, nodüller ve kistler.
Hastalığın şiddeti genel olarak şu şekilde sınıflandırılabilir:
- Hafif: Az sayıda inflamatuvar lezyonla birlikte sınırlı sayıda açık ve kapalı komedon.
- Orta: Yaygın komedonlar, daha fazla sayıda papül ve püstül ile sınırlı sayıda nodül.
- Şiddetli: Akne konglobata (şiddetli nodülokistik akne), gövdede yaygın tutulum, skar oluşumu veya belirgin psikososyal morbidite.
TANI VE DEĞERLENDİRME
Değerlendirmede lezyon tipi ve hastalık şiddetinin yanı sıra hastalığın süresi, daha önce uygulanan tedaviler, skar varlığı ve psikolojik etkiler dikkate alınmalıdır.¹
Akne vulgarisi diğer hastalıklardan ayıran temel klinik özellik komedonların varlığıdır. Hem açık komedonlar (siyah noktalar) hem de kapalı komedonlar (beyaz noktalar) görülebilir. Kapalı komedonlar derinin hafifçe gerilmesiyle daha belirgin hale gelebilir.
Ayırıcı tanılar
Önemli ayırıcı tanılar şunlardır:¹
- rozasea,
- periorifisiyal dermatit,
- hidradenitis suppurativa,
- Staphylococcus aureus, Malassezia (maya) veya uzun süreli antibiyotik kullanımıyla ilişkili gram-negatif bakterilerin neden olduğu folikülit,
- akneiform ilaç erüpsiyonları.¹³
İlaca bağlı akne veya akne benzeri (akneiform) erüpsiyonlar özellikle başlangıcın ani olması, lezyonların morfolojik olarak birbirine benzemesi (monomorfik görünüm), komedonların bulunmaması veya dağılımın atipik olması —örneğin gövde veya ekstremitelerde görülmesi— durumunda düşünülmelidir.
KUTU 1 — AKNE VEYA AKNEİFORM ERÜPSİYONLARA NEDEN OLABİLEN İLAÇ ÖRNEKLERİ
- Sistemik kortikosteroidler (örn. prednizolon)
- Testosteron ve anabolik steroidler (örn. danazol, nandrolon)
- Lityum
- Bazı antiepileptikler (örn. fenitoin, fenobarbital, karbamazepin, lamotrijin)
- Vitamin B12
- Janus kinaz (JAK) inhibitörleri (örn. upadacitinib)
- BRAF ve EGFR inhibitörleri dahil bazı hedefe yönelik kanser tedavileri
BRAF: proto-onkogen B-Raf
EGFR: epidermal büyüme faktörü reseptörü
EŞLİK EDEN HASTALIKLAR
Polikistik over sendromu (poliendokrin metabolik over sendromu), üreme çağındaki kadınların %8–13’ünü etkileyen oldukça yaygın bir endokrin bozukluktur ve akne, hastalığın temel hiperandrojenik belirtilerinden biridir.
Menstrüel düzensizlikleri olan, geç başlangıçlı veya hızla kötüleşen aknesi bulunan, hirsutizm, infertilite veya diğer hiperandrojenik özellikleri gösteren kadınlarda ayrıntılı anamnez alınması ve endokrin değerlendirme yapılması gereklidir.¹
Foliküler oklüzyon hastalıkları, kıl foliküllerinin keratinle tıkanması ve ardından rüptüre olması sonucunda şiddetli kronik inflamasyonun ortaya çıktığı bir hastalık grubudur.
Bunlar arasında:
- akne konglobata,
- hidradenitis suppurativa (akne inversa),
- saçlı derinin disekan selüliti,
- pilonidal sinüs
yer alır.
Bu hastalıklar sıklıkla birlikte bulunabilir ve “foliküler oklüzyon tetradı” olarak adlandırılan tabloyu oluşturabilir.
Standart akne vulgaris ile sıklıkla karıştırılmalarına rağmen bu hastalıklar standart tedavilere daha dirençlidir ve yaygın skar ile sinüs traktlarının oluşmasına yol açabilir.¹⁴˒¹⁵
AKNE TEDAVİSİNİN TEMEL İLKELERİ
Tedavinin temel amaçları aktif lezyonları azaltmak, skar ve pigmentasyon bozukluklarını önlemek ve yaşam kalitesini iyileştirmektir.
Tedavi birden fazla patojenik mekanizmayı hedeflemeli, hastalığın şiddetine ve deri tipine göre düzenlenmeli ve hasta eğitimi ile tedaviye uyumu destekleyen yaklaşımları içermelidir.¹˒¹⁶
Genel öneriler ve eğitim
Genel öneriler şunlardır:
- Lezyonların sıkılması ve yolunmasından kaçınılmalıdır.
- Komedojenik kozmetikler gibi irritanların kullanımı azaltılmalıdır.
- Alın bölgesinde akne varsa, akneye neden olabilecek veya mevcut akneyi ağırlaştırabilecek oklüzif saç mumlarından kaçınılmalıdır.
- Aşındırıcı peeling ve aşırı yıkamadan kaçınılmalıdır.
- Deri günde bir veya iki kez nazikçe temizlenmelidir.
- Işığın tetiklediği postinflamatuvar pigmentasyon bozukluğu riskini azaltmak için güneş koruyucu içeren non-komedojenik nemlendirici günlük olarak kullanılmalıdır.
Akneye eğilimli cilt için nemlendirici seçilirken hastalara “non-komedojenik” olarak etiketlenmiş ürünleri tercih etmeleri önerilmelidir. Bu ifade ürünün gözenekleri tıkamayacak şekilde formüle edildiğini belirtir.
Bu ürünler genellikle su bazlı, hafif jeller veya akışkan losyonlardır. Deri yüzeyinde kalarak kalıntıları hapseden ağır oklüzif maddeler veya yağlar yerine, hyalüronik asit ve gliserin gibi nemi deriye çeken humektanları içerirler.
Bununla birlikte, “non-komedojenik” ifadesinin düzenleyici olarak standartlaştırılmış bir iddia olmadığı unutulmamalıdır. Bu nedenle ürünün içerik listesinin doğrudan incelenmesi daha güvenilir bir yaklaşımdır.
Kaçınılması gereken başlıca maddeler arasında:
- hindistancevizi yağı,
- kakao yağı,
- izopropil miristat,
- oleik asit,
- lanolin
bulunur.
Buna karşılık niasinamid, skualan ve dimetikon gibi cilt dostu bileşenler genellikle iyi tolere edilir.
Beslenmeyle ilgili olarak yüksek glisemik yüklü gıdalardan ve süt ürünlerinden kaçınma gibi yaklaşımlar yardımcı önlemler olarak tartışılabilir. Ancak kanıtların sınırlı olduğu ve bireysel yanıtların farklılık gösterebileceği vurgulanmalıdır.
Beslenmede yapılacak değişikliklerin dengeli ve sürdürülebilir olması gerektiği de belirtilmelidir.¹˒³˒¹⁷˒¹⁸
Hasta eğitimi ve destekleyici danışmanlık, akne hakkındaki yaygın yanlış inanışların düzeltilmesine yardımcı olabilir.
KUTU 2 — HASTALARLA KONUŞULMASI GEREKEN AKNE MİTLERİ
Mit: “Akne kötü hijyenden kaynaklanır.”
Gerçek: Akne foliküler ve inflamatuvar mekanizmaların sonucudur; aşırı yıkama irritasyonu artırabilir.
Mit: “Aknenin kendi seyrine bırakılması gerekir.”
Gerçek: Hastalığın kontrol altına alınmasının gecikmesi skar oluşumu ve psikososyal zarar riskini artırır. Erken tedavi yararlıdır.
Mit: “Güneşe çıkmak akneyi iyileştirir.”
Gerçek: Kısa süreli herhangi bir düzelmenin sağlayabileceği yarar, fotoyaşlanma ve deri kanseri riskinin yanında önemsiz kalır. Non-komedojenik güneş koruyucu önerilmelidir.
Mit: “Makyaj akneyi kötüleştirir.”
Gerçek: Bazı ürünler akneyi ağırlaştırabilse de non-komedojenik ürünler genellikle kullanılabilir. Makyajın nazikçe temizlenmesi önerilmelidir.
Mit: “Oral antibiyotikler ve gıda takviyeleri uzun süre kullanıldığında zararsızdır.”
Gerçek: Uzun süreli antibiyotik kullanımı antibiyotik direncini artırır ve zamanla yararı azalır; gıda takviyelerinin etkinliği ve güvenliliğine ilişkin kanıtlar ise değişkendir.
TOPİKAL AKNE TEDAVİLERİ
Topikal tedavi çoğu hafif akne vakasında birinci basamak tedavidir ve orta şiddetteki aknede ve idame tedavisinde de temel önemini korur.
Güncel kılavuzlar, ardışık monoterapiler yerine, özellikle birbirini tamamlayan etki mekanizmalarına sahip ilaçların kullanıldığı kombinasyon tedavilerini tercih etmektedir.¹˒¹⁶
Topikal retinoidler
Topikal retinoidler —adapalen, tretinoin, tazaroten ve trifaroten— idame tedavisi dahil olmak üzere çoğu hastanın tedavisinde temel ilaçlardır.
Mikrokomedon oluşumunu azaltırlar ve hem komedolitik hem de antiinflamatuvar etkiye sahiptirler. Zaman içerisinde skarları, pigmentasyon bozukluklarını ve erken dönem deri dokusu değişikliklerini de iyileştirebilirler.¹˒¹⁶˒¹⁹⁻²¹
Topikal retinoidlerin potensleri ve irritasyon oluşturma potansiyelleri farklı olmakla birlikte etkinlikleri birbirine benzerdir.
Adapalen, uzun süreli akne kontrolünde en iyi tolerabiliteye sahip retinoiddir.
Tretinoin ve trifaroten için ise akneye bağlı hiperpigmentasyon ve erken skar üzerindeki etkiler konusunda daha fazla veri bulunmaktadır.²²˒²³
Retinoid tolerabilitesini artırmak için pratik reçeteleme
İrritan dermatiti en aza indirmek amacıyla topikal retinoidlere kademeli başlanmalıdır. Örneğin başlangıçta haftada 2–3 akşam uygulanabilir ve yalnızca hasta tolere ettikçe kullanım sıklığı artırılabilir.
Bazı hastaların yalnızca aralıklı kullanımı tolere edebileceği unutulmamalıdır.
Hastalara retinoidi yalnızca tek tek lezyonların üzerine sürmek yerine akneye eğilimli bölgenin tamamına ince bir tabaka halinde uygulamaları önerilmelidir.
Uygulamadan önce makyaj ve kir, derinin doğal yağlarını aşırı uzaklaştırmadan temizleyen krem bazlı bir temizleyici veya hafif, sabun içermeyen sıvı temizleyici ile nazikçe temizlenebilir.
İlk birkaç hafta içerisinde irritasyon, kuruluk ve eritemin sık görülebileceği ve tedavi sürdürüldükçe genellikle azalacağı hastaya anlatılmalıdır.
Nemlendiricinin retinoidden önce, sonra veya hem önce hem sonra düzenli kullanılması tolerabiliteyi önemli ölçüde artırabilir.¹˒¹⁶
Her gün güneş koruyucu kullanılması zorunludur.
BENZOİL PEROKSİT VE SABİT DOZ KOMBİNASYONLARI
Benzoil peroksit antibakteriyel ve antiinflamatuvar etkilere sahiptir.
Diğer topikal tedavilerle —retinoid veya antibiyotik— oluşturulan sabit doz kombinasyonları etkinliği artırabilir, tedavi rejimini basitleştirebilir ve birinci basamak tedavi olarak önerilmektedir.
Hastalar benzoil peroksidin kumaşların ve saçların rengini açabileceği ve irritan dermatite neden olabileceği konusunda uyarılmalıdır.¹˒¹⁶˒²⁴
TOPİKAL ANTİBİYOTİKLER
Topikal antibiyotikler —klindamisin veya eritromisin— antibakteriyel etkilerinden çok antiinflamatuvar etkileri nedeniyle kullanılmaktadır.
Antibiyotik direnci riski nedeniyle uzun süre kullanılmamalı ve monoterapi şeklinde verilmemelidir.
Kullanıldıklarında benzoil peroksit veya bir retinoidle sabit kombinasyon halinde uygulanmalı ve tedavi süresi sınırlandırılmalıdır; genel olarak **12 haftayı aşmamalıdır.**¹˒²
DİĞER TOPİKAL İLAÇLAR VE YENİ SEÇENEKLER
Azelaik asit ve salisilik asit, seçilmiş hastalarda —örneğin retinoid intoleransı bulunanlarda veya gebelik planlayanlarda— yardımcı tedavi veya alternatif olarak kullanılabilir ve pigmentasyon bozukluklarının düzelmesine katkıda bulunabilir.¹˒¹⁶
Topikal klaskoteron (clascoterone) bir androjen reseptörü inhibitörüdür. Klinik araştırmalarda inflamatuvar ve inflamatuvar olmayan lezyonlarda mütevazı düzeyde iyileşme sağlamıştır ve özellikle sistemik olmayan antiandrojen tedavi isteyen hastalar için bir seçenek olabilir.²⁵˒²⁶
İdame tedavisi
Hastaların çoğunda idame tedavisi topikal bir retinoide dayanmalıdır. Buna benzoil peroksit eklenebilir veya eklenmeyebilir; ancak **topikal antibiyotiklerin idame tedavisinde sürdürülmemesi gerekir.**¹˒¹⁶
ORAL AKNE TEDAVİLERİ
Topikal tedavilerin uygun şekilde kullanılmasına rağmen devam eden orta şiddetteki aknede ve şiddetli aknede oral tedaviler gerekli olabilir.
Persistan orta şiddette akne için oral tedaviye başlamadan önce hastanın genel önlemlere ve topikal tedaviye uyumu değerlendirilmelidir.
Ayrıca hastanın tedaviden beklentileri sorgulanmalı ve düzelmenin haftalar ile aylar içinde yavaş yavaş ortaya çıktığı vurgulanmalıdır.
ORAL ANTİBİYOTİKLERİN DEĞİŞEN ROLÜ
Oral antibiyotikler orta ile şiddetli inflamatuvar aknenin kısa süreli kontrolünde yararlı olabilir.¹˒¹⁶
Yarar özellikle tedavinin erken döneminde —yaklaşık ilk 12 haftaya kadar— en belirgindir. Uzun süreli veya tekrarlayan antibiyotik kürleri ise antibiyotik direnci riskini artırır.¹˒¹⁶
Oral antibiyotikler, retinoid veya benzoil peroksit gibi antibiyotik içermeyen topikal tedavilerin yanında, süreyle sınırlı bir “köprü tedavisi” olarak kullanılmalıdır.
Aynı zamanda topikal antibiyotik kullanılmasından kaçınılmalıdır.
İnflamasyon kontrol altına alındığında oral antibiyotik kesilmelidir.
Tedaviye yanıt alınmadığında veya hastalık nüks ettiğinde bir antibiyotikten diğerine geçerek tekrarlayan antibiyotik tedavileri uygulamak yerine:
- tanı yeniden gözden geçirilmeli,
- tedaviye uyum değerlendirilmeli,
- tetikleyici faktörler araştırılmalı,
- kadınlarda hormonal tedavi veya isotretinoin gibi alternatifler düşünülmelidir.
Oral antibiyotik endikasyonu bulunduğunda ilk tercih tetrasiklinlerdir; örneğin doksisiklin veya minosiklin.
En sık görülen advers etkiler üst abdominal rahatsızlık ve bulantı gibi gastrointestinal semptomlardır.
Fetal diş gelişimi sırasında gebelerde tetrasiklin kullanılması çocukta dişlerde sararmaya ve mine hipoplazisine neden olabilir.
Bazı tetrasiklin kullanıcılarında fotosensitivite ve intrakraniyal hipertansiyon da bildirilmiştir.
Minosiklinin seyrek fakat ciddi advers etkileri arasında:
- ilaca bağlı lupus eritematozus,
- otoimmün hepatit,
- sistemik hipersensitivite reaksiyonları,
- uzun süreli kullanımda hiperpigmentasyon
bulunur.²⁷⁻²⁹
Makrolidler veya trimetoprim-sülfametoksazol genellikle tetrasiklin kullanamayan hastalar için saklanmaktadır.¹˒¹⁶
HORMONAL TEDAVİLER VE SPİRONOLAKTON
Kombine oral kontraseptifler ve spironolakton —antiandrojenik etkileri de bulunan oral bir aldosteron antagonisti— androjenlerin aracılık ettiği sebum üretimini azaltır.
Özellikle:
- geç başlangıçlı aknesi bulunan,
- persistan aknesi olan,
- çene hattında belirgin aknesi bulunan,
- perimenstrüel alevlenmeler yaşayan
kadınlarda etkili olabilirler.¹˒¹⁶
**Yalnızca progesteron içeren kontraseptifler etkili değildir ve akneyi kötüleştirebilir.**³⁰
Randomize çalışmalar spironolaktonun kadınlarda akne sonuçlarını iyileştirdiğini göstermiştir. Bu nedenle persistan orta şiddette aknede antibiyotik kullanımını azaltabilecek makul bir alternatiftir.³¹⁻³³
Pratikte çoğunlukla topikal tedaviyle birlikte kullanılır ve oral kontraseptiflerle kombine edilebilir.¹˒³¹⁻³³
Spironolakton için tipik başlangıç dozu günde 25–50 mg'dır. Yanıt ve tolerabiliteye göre doz genellikle 100 mg/gün düzeyine çıkarılabilir; seçilmiş hastalarda 150 mg/gün'e kadar kullanılabilir.
Advers etkiler arasında:
- menstrüel düzensizlik,
- memelerde hassasiyet,
- yorgunluk,
- poliüri
bulunur.³¹⁻³³
Böbrek veya kardiyovasküler hastalığı bulunmayan ve etkileşime giren başka ilaç kullanmayan sağlıklı genç hastalarda spironolaktona bağlı hiperkalemi nadirdir.
Başlangıçta böbrek fonksiyonları ve elektrolitlerin ölçülmesi düşünülebilir. Daha sonraki kontroller eşlik eden hastalıklara ve kullanılan doza göre belirlenebilir.¹˒³¹
Spironolakton, erkek fetüste feminizasyon riski nedeniyle gebelikte kontrendikedir.
Çocuk doğurma potansiyeli bulunan hastalarda etkili kontrasepsiyon uygulanmalı; gebelik oluşursa veya gebelikten şüphelenilirse ilaç derhal kesilmelidir.¹
ISOTRETİNOİN
Oral isotretinoin, akne için en etkili hastalık modifiye edici tedavidir.
Aşağıdaki durumlarda endikedir:
- şiddetli nodüler akne,
- akne konglobata,
- skar bırakan akne,
- yaygın komedonal akne,
- önemli psikososyal morbidite,
- yeterli topikal kombinasyon tedavisine ve tetrasiklin ve/veya hormonal tedavi gibi uygun sistemik tedavilere rağmen devam eden akne.
Makalenin yazıldığı tarihte Avustralya'da isotretinoin tedavisine yalnızca dermatolog veya hekim tarafından başlanabilmektedir.³⁴
Isotretinoin teratojeniktir.
Bu nedenle tedaviye başlamadan önce gebelik dışlanmalı; tedavi süresince ve tedavinin kesilmesinden sonra **en az 1 ay boyunca gebelikten kaçınılmalıdır.**³⁴
Doza bağımlı advers etkiler
Isotretinoinin sık görülen ve doza bağımlı advers etkileri arasında:
- keilit (dudak inflamasyonu),
- kserozis (deri kuruluğu),
- fotosensitivite,
- lipid düzeylerinde geçici artışlar
bulunur.¹˒³⁴
RUH SAĞLIĞI VE CİNSEL YAN ETKİLER
2025 yılında Avustralya Therapeutic Goods Administration (TGA), isotretinoin ile ilişkili psikiyatrik ve cinsel advers olay bildirimlerine dayanarak güvenlilik uyarıları ve öneriler yayımlamıştır.³⁵
Psikiyatrik advers etkiler
Büyük gözlemsel çalışmalar ve meta-analizler oral isotretinoin ile intihar veya psikiyatrik hastalıklar arasında tutarlı bir nedensel ilişki göstermemiştir.
Üstelik aknenin iyileşmesiyle birlikte ruh sağlığında da düzelme görülebilir.
Bununla birlikte bireysel yatkınlık ve nadir idiyosenkratik psikiyatrik reaksiyonların ortaya çıkması mümkündür.³⁶
TGA, ruh sağlığındaki olası değişiklikler açısından hastaların proaktif olarak taranmasını ve bilgilendirilmesini önermektedir.
Bunlar arasında:
- depresyon,
- psikotik davranışlar,
- intihar düşünceleri
yer almaktadır.
Cinsel advers etkiler
Nadir olmakla birlikte şu advers etkiler bildirilmiştir:
- erektil disfonksiyon,
- libido azalması,
- vulvovajinal kuruluk,
- anhedoni,
- erkeklerde jinekomasti.
Gerçek anlamda genel cinsel işlev bozukluğuna kıyasla **vajinal kuruluk konusunda daha tutarlı kanıt bulunmaktadır.**³⁶˒³⁷
KUTU 3 — ISOTRETİNOİN KULLANAN HASTALARIN YÖNETİMİNDE PRATİK YAKLAŞIM
- Çocuk doğurma potansiyeli bulunan kadınlarda isotretinoine başlamadan önce gebelik dışlanmalıdır.
- Kadın hastalara teratojenite riski ve isotretinoin tedavisi sırasında ve tedavinin kesilmesinden sonra en az 1 ay süreyle etkili kontrasepsiyon gerekliliği anlatılmalıdır. Bireysel koşullara ve yerel uygulamalara bağlı olarak sıklıkla iki yöntemli kontrasepsiyon uygulanabilir.
- Tedavi sırasında hastaya teratojenite riski düzenli olarak hatırlatılmalı ve kontrasepsiyona uyumu değerlendirilmelidir.
- Başlangıçta lipid profili ve karaciğer fonksiyon testleri yapılmalı, isotretinoine başlandıktan 8 hafta sonra tekrar değerlendirilmelidir. Devam eden testler yalnızca daha yüksek riskli hastalarda gereklidir.
- Başlangıçtaki ruh sağlığı öyküsü kaydedilmeli ve mevcut psikiyatrik belirtiler açısından tarama yapılmalıdır.
- Kontrol ziyaretlerinde duygu durumu ve intihar düşünceleri sorgulanmalıdır.
- Önceden psikiyatrik hastalığı bulunanlarda hem aile hekimi hem de ruh sağlığı profesyonelleri sürece dahil edilmelidir.
- Uygun koşullarda olası cinsel advers etkiler önceden hastaya anlatılmalı; tedavi sırasında libido, uyarılma, genital konfor veya duyuda herhangi bir değişiklik ortaya çıkarsa bildirmesi istenmelidir.
- Gebelik, şiddetli duygu durumu değişikliği, intihar eğilimi veya rahatsız edici cinsel işlev bozukluğu ortaya çıkarsa tedavi durdurulmalı ve acil klinik değerlendirme ile uygun uzman değerlendirmesi sağlanmalıdır.
GP = genel pratisyen / aile hekimi.
AKNEDE IŞIK VE FİZİKSEL TEDAVİLER
Işık ve fiziksel tedaviler esas olarak konvansiyonel farmakolojik akne tedavisine yardımcı yöntemler olarak kullanılmaktadır ve tercihen dermatologlar aracılığıyla uygulanmalıdır.
Bu yöntemler:
- Cutibacterium acnes,
- sebase bez aktivitesi,
- foliküler hiperkeratinizasyon,
- inflamasyon
gibi patojenik mekanizmaları hedefler.
Bu yöntemler genellikle iyi tolere edilir, sistemik advers etkileri azdır ve gebelikte kullanım açısından güvenli kabul edilmektedir.⁴⁰⁻⁴²
IŞIK VE LAZER TEMELLİ TEDAVİLER
Akne vulgaris için çeşitli ışık ve lazer tedavileri bulunmaktadır.
Bunlar arasında:
- dar bant görünür ışık cihazları —kırmızı veya mavi ışık—,
- yoğun atımlı ışık (IPL),
- kızılötesi lazerler
yer almaktadır.⁴³˒⁴⁴
Başlıca kılavuzlar bu yöntemleri kanıta dayalı tıbbi tedavilerin yerine geçen tedaviler olarak değil, yardımcı tedaviler olarak konumlandırmaktadır.¹⁶
Sistematik derlemeler özellikle inflamatuvar lezyonlarda hafif ile orta derecede iyileşme olabileceğini düşündürmektedir; ancak kanıtların kesinliği düşük ile orta düzeydedir.⁴³˒⁴⁴
Son sistematik derlemeler ve konsensus bildirileri, ışık ve lazer temelli tedavilerin isotretinoin tedavisi sırasında veya tedavinin hemen ardından, olumsuz skar oluşumu veya yara iyileşmesinde gecikme riskinde artış olmaksızın güvenle uygulanabileceğini göstermektedir.⁴⁵
FOTODİNAMİK TEDAVİ
Fotodinamik tedavide önce deriye 5-aminolevulinik asit veya metil aminolevulinat gibi fotosensitize edici bir madde uygulanır ve ardından kırmızı veya mavi görünür ışıkla aktive edilir.
Bunun sonucunda sebase bezlerde selektif hasar ve C. acnes miktarında azalma meydana gelir.
Orta-şiddetli veya tedaviye dirençli aknede etkili olabilir; ancak tedavi sonrası eritem kullanımını sınırlayabilir.⁴⁶˒⁴⁷
MEKANİK VE PROSEDÜREL YÖNTEMLER
Komedon ekstraksiyonu, açık ve kapalı komedonların manuel olarak çıkarılmasıdır ve hızlı klinik iyileşme ile hasta memnuniyeti sağlayabilir.⁴⁶
İnflamasyon gelişmemiş komedonal aknesi bulunan hastalarda önemli bir yardımcı tedavidir.
Bu işlem yalnızca bu konuda eğitim almış klinisyenler tarafından yapılmalıdır.
Kimyasal peelingler —örneğin salisilik asit ve glikolik asit— eksfoliasyonu artırır, foliküler oklüzyonu azaltır ve postinflamatuvar hiperpigmentasyonu iyileştirir.⁴⁶˒⁴⁸
NE ZAMAN DERMATOLOĞA SEVK EDİLMELİ?
Dermatoloğa sevk veya dermatolog görüşü alınmasının gerekli olabileceği durumlar aşağıda belirtilmiştir.
Paylaşımlı bakım modelleri tedaviye erişimi ve tedavinin sürekliliğini iyileştirebilir. Bu modellerde dermatolog sistemik tedaviyi başlatırken, aile hekimi izlem ve tedaviye uyumu destekleyebilir.³⁴˒³⁵
KUTU 4 — DERMATOLOĞUN DAHİL EDİLMESİ GEREKEN DURUMLAR
Aşağıdaki durumlarda hasta dermatoloğa sevk edilmeli veya dermatologdan görüş alınmalıdır:
- Akne konglobata —şiddetli nodülokistik akne— veya akne fulminans —bazen sistemik semptomlarla birlikte görülen şiddetli inflamatuvar nodülokistik akne— şüphesi varsa,
- hızlı skar gelişimi varsa,
- özellikle yaygın kapalı komedonların bulunduğu geniş komedonal akne varsa,
- iki uygun tedavi rejimine rağmen yeterli yanıt alınamamışsa —örneğin topikal kombinasyon tedavisi ve hormonal tedavi ile veya hormonal tedavi olmaksızın süreyle sınırlı oral antibiyotik tedavisi—,
- isotretinoin tedavisi düşünülüyorsa,
- tanı kesin değilse veya hidradenitis suppurativa ya da ilaca bağlı akneiform erüpsiyon gibi alternatif bir tanıdan şüpheleniliyorsa,
- hasta çok küçük bir çocuksa,
- virilizasyon veya endokrin hastalık şüphesi varsa —endokrinologla birlikte izlenebilir—,
- önemli psikolojik morbidite, beden dismorfisiyle ilgili kaygılar veya intihar eğilimi varsa; psikiyatri değerlendirmesi düşünülmelidir.
SONUÇ
Günümüzde akne tedavisi;
erken dönemde kombine topikal tedavi uygulanmasına, antibiyotiklerin gerekli olduğunda süreyle sınırlandırılmasını sağlayan antimikrobiyal yönetim ilkelerine, kadınlarda spironolakton dahil hormonal seçeneklerin daha yaygın kullanılmasına ve isotretinoine uygun erişimin sağlanmasına öncelik vermektedir.
Isotretinoin kullanımında gebeliğin önlenmesine ve ruh sağlığına ilişkin danışmanlık ve izlemin güçlendirilmesi özellikle önemlidir.
Işık veya fiziksel tedaviler bazı kişilerde akne tedavisine yardımcı yöntemler olarak yararlı olabilir.
Bu ilkelerin benimsenmesi, tedavinin bireyselleştirilmesi ve gerektiğinde dermatologlarla işbirliği yapılması, bu yaygın hastalığın uzun dönemde ortaya çıkabilecek fiziksel ve psikolojik sekellerini azaltabilir.
Makale: Iyengar L, Welsh B. Acne vulgaris: a clinical update. Aust Prescr. 2026;49:138–144. Makalenin yayımlanma tarihi 4 Ağustos 2026'dır. (test.australianprescriber.tg.org.au)
References
- Reynolds RV, Yeung H, Cheng CE, Cook-Bolden F, Desai SR, Druby KM, et al. Guidelines of care for the management of acne vulgaris. J Am Acad Dermatol 2024;90:1006 e1–e30.
- Sutaria AH, Masood S, Saleh HM, Schlessinger J. Acne vulgaris. In: StatPearls [Internet]. Treasure Island (FL): StatPearls Publishing; 2023. [cited 2026 Jun 1]
- Kim HJ, Kim YH. Exploring Acne Treatments: From Pathophysiological Mechanisms to Emerging Therapies. Int J Mol Sci 2024;25.
- Rygula I, Pikiewicz W, Kaminiow K. Impact of Diet and Nutrition in Patients with Acne Vulgaris. Nutrients 2024;16.
- Baldwin H, Tan J. Effects of Diet on Acne and Its Response to Treatment. Am J Clin Dermatol 2021;22:55–65.
- Di Landro A, Cazzaniga S, Parazzini F, Ingordo V, Cusano F, Atzori L, et al. Family history, body mass index, selected dietary factors, menstrual history, and risk of moderate to severe acne in adolescents and young adults. J Am Acad Dermatol 2012;67:1129–35.
- Penso L, Touvier M, Deschasaux M, Szabo de Edelenyi F, Hercberg S, Ezzedine K, et al. Association Between Adult Acne and Dietary Behaviors: Findings From the NutriNet-Sante Prospective Cohort Study. JAMA Dermatol 2020;156:854–62.
- Juhl CR, Bergholdt HKM, Miller IM, Jemec GBE, Kanters JK, Ellervik C. Dairy Intake and Acne Vulgaris: A Systematic Review and Meta-Analysis of 78,529 Children, Adolescents, and Young Adults. Nutrients 2018;10.
- Chi Y, Yang X, Deng D, Li P, Zhang Y. Polymorphisms in MTNR1A (rs2119882) and CLOCK (rs1801260) genes are associated with facial acne susceptibility in gas station workers. PLoS One 2025;20:e0329150.
- Samuels DV, Rosenthal R, Lin R, Chaudhari S, Natsuaki MN. Acne vulgaris and risk of depression and anxiety: A meta-analytic review. J Am Acad Dermatol 2020;83:532–41.
- Tasneem T, Begum A, Chowdhury MRK, Rahman S, Macassa G, Manzoor J, et al. Effects of acne severity and acne-related quality of life on depressive symptoms among adolescents and young adults: a cross-sectional study in Bangladesh. Front Psychol 2023;14:1153101.
- Layton AM, Bettoli V, Delore V, Puentes E, Tan JKL. The Burden of Acne Vulgaris on Health-Related Quality of Life and Psychosocial Well-Being Domains: A Systematic Review. Am J Clin Dermatol 2026;27:17–47.
- Du-Thanh A, Kluger N, Bensalleh H, Guillot B. Drug-induced acneiform eruption. Am J Clin Dermatol 2011;12:233–45.
- Jastrzab B, Szepietowski JC, Matusiak L. Hidradenitis suppurativa and follicular occlusion syndrome: Where is the pathogenetic link? Clin Dermatol 2023;41:576–83.
- Pink A, Anzengruber F, Navarini AA. Acne and hidradenitis suppurativa. Br J Dermatol 2018;178:619–31.
- National Institute for Health and Care Excellence. Acne vulgaris: management. In: NICE guideline. London: NICE; 2021.
- Li Y, Hu X, Dong G, Wang X, Liu T. Acne treatment: research progress and new perspectives. Front Med (Lausanne) 2024;11:1425675.
- Choi K, Liu H, Zhu Y, Jiang Z, Lu S. A Case-Control Study Exploring the Association Between Cosmetic Use and Acne Risk: Implications for Prevention and Clinical Practice. Clin Cosmet Investig Dermatol 2025;18:1833–43.
- Tan J, Thiboutot D, Popp G, Gooderham M, Lynde C, Del Rosso J, et al. Randomized phase 3 evaluation of trifarotene 50 μg/g cream treatment of moderate facial and truncal acne. J Am Acad Dermatol 2019;80:1691–9.
- Blume-Peytavi U, Fowler J, Kemeny L, Draelos Z, Cook-Bolden F, Dirschka T, et al. Long-term safety and efficacy of trifarotene 50 μg/g cream, a first-in-class RAR-gamma selective topical retinoid, in patients with moderate facial and truncal acne. J Eur Acad Dermatol Venereol 2020;34:166–73.
- Schleicher S, Moore A, Rafal E, Gagne-Henley A, Johnson SM, Dhawan S, et al. Trifarotene Reduces Risk for Atrophic Acne Scars: Results from A Phase 4 Controlled Study. Dermatol Ther (Heidelb) 2023;13:3085–96.
- Kolli SS, Pecone D, Pona A, Cline A, Feldman SR. Topical Retinoids in Acne Vulgaris: A Systematic Review. Am J Clin Dermatol 2019;20:345–65.
- Callender VD, Baldwin H, Cook-Bolden FE, Alexis AF, Stein Gold L, Guenin E. Effects of Topical Retinoids on Acne and Post-inflammatory Hyperpigmentation in Patients with Skin of Color: A Clinical Review and Implications for Practice. Am J Clin Dermatol 2022;23:69–81.
- Stein Gold L, Weiss J, Rueda MJ, Liu H, Tanghetti E. Moderate and Severe Inflammatory Acne Vulgaris Effectively Treated with Single-Agent Therapy by a New Fixed-Dose Combination Adapalene 0.3 %/Benzoyl Peroxide 2.5 % Gel: A Randomized, Double-Blind, Parallel-Group, Controlled Study. Am J Clin Dermatol 2016;17:293–303.
- Hebert A, Thiboutot D, Stein Gold L, Cartwright M, Gerloni M, Fragasso E, et al. Efficacy and Safety of Topical Clascoterone Cream, 1%, for Treatment in Patients With Facial Acne: Two Phase 3 Randomized Clinical Trials. JAMA Dermatol 2020;156:621–30.
- Eichenfield L, Hebert A, Gold LS, Cartwright M, Fragasso E, Moro L, et al. Open-label, long-term extension study to evaluate the safety of clascoterone (CB-03-01) cream, 1% twice daily, in patients with acne vulgaris. J Am Acad Dermatol 2020;83:477–85.
- Gough A, Chapman S, Wagstaff K, Emery P, Elias E. Minocycline induced autoimmune hepatitis and systemic lupus erythematosus-like syndrome. BMJ 1996;312:169–72.
- Crosson J, Stillman MT. Minocycline-related lupus erythematosus with associated liver disease. J Am Acad Dermatol 1997;36:867–8.
- Rok J, Rzepka Z, Kowalska J, Banach K, Beberok A, Wrzesniok D. Molecular and Biochemical Basis of Minocycline-Induced Hyperpigmentation—The Study on Normal Human Melanocytes Exposed to UVA and UVB Radiation. Int J Mol Sci 2021;22.
- Lortscher D, Admani S, Satur N, Eichenfield L. Hormonal Contraceptives and Acne: A Retrospective Analysis of 2147 Patients. J Drugs Dermatol 2016;15:670–4.
- Santer M, Lawrence M, Renz S, Eminton Z, Stuart B, Sach TH, et al. Effectiveness of spironolactone for women with acne vulgaris (SAFA) in England and Wales: pragmatic, multicentre, phase 3, double blind, randomised controlled trial. BMJ 2023;381:e074349.
- Dréno B, Nguyen JM, Hainaut E, Machet L, Leccia MT, Beneton N, et al. Efficacy of Spironolactone Compared with Doxycycline in Moderate Acne in Adult Females: Results of the Multicentre, Controlled, Randomized, Double-blind Prospective and Parallel Female Acne Spironolactone vs doxyCycline Efficacy (FASCE) Study. Acta Derm Venereol 2024;104:adv26002.
- Kow CS, Ramachandram DS, Hasan SS, Thiruchelvam K. Spironolactone for the Treatment of Moderate to Severe Acne in Adult Women: A Systematic Review and Meta-Analysis of Randomised Controlled Trials. Australas J Dermatol 2025;66:165–8.
- Australasian College of Dermatologists. Isotretinoin for the treatment of acne. Position statement. 2024. [cited 2026 Jun 1]
- Therapeutic Goods Administration. New safety warnings for isotretinoin (Roaccutane). Department of Health, Disability and Ageing; 2025. [cited 2026 Jun 2]
- Mitsaki KS, Chawla S, Merika EE. A retrospective review of isotretinoin treatment-related mental health and sexual function outcomes in a tertiary acne clinic. Br J Dermatol 2024;192:159–60.
- Herlihy M, Beatty P, Field S. P089 Counselling and monitoring for sexual dysfunction during treatment with isotretinoin: experience of Irish dermatologists. Br J Dermatol 2024;191:i57–i.
- Tan NKW, Tang A, MacAlevey N, Tan BKJ, Oon HH. Risk of Suicide and Psychiatric Disorders Among Isotretinoin Users: A Meta-Analysis. JAMA Dermatol 2024;160:54–62.
- Tan E, Kennedy H, Rademaker M. Exploring the association between isotretinoin and sexual dysfunction: a comprehensive scoping review. Clin Exp Dermatol 2024;49:1396–404.
- Nestor MS, Swenson N, Macri A. Physical Modalities (Devices) in the Management of Acne. Dermatol Clin 2016;34:215–23.
- Hong JY, Seok J, Han HS, Park KY. Emerging Innovations in Acne Management: A Focus on Non-Pharmacological Therapeutic Devices. J Korean Med Sci 2025;40:e118.
- Haedersdal M, Togsverd-Bo K, Wulf HC. Evidence-based review of lasers, light sources and photodynamic therapy in the treatment of acne vulgaris. J Eur Acad Dermatol Venereol 2008;22:267–78.
- Ishii L, Deoghare S, Boen M. Light and laser-based therapy in treatment of acne vulgaris: A clinical review. J Am Acad Dermatol 2025;93:1058–64.
- Goldberg D, Ronan S, Bhatia A, Dhawan SS, Green JB, Kilmer SL, et al. Safe and effective acne treatment across skin types with a 1726 nm sebum-selective laser: One year data from a prospective multicenter study. J Am Acad Dermatol 2026;94:517–24.
- Spring LK, Krakowski AC, Alam M, Bhatia A, Brauer J, Cohen J, et al. Isotretinoin and Timing of Procedural Interventions: A Systematic Review With Consensus Recommendations. JAMA Dermatol 2017;153:802–9.
- Taub AF. Procedural treatments for acne vulgaris. Dermatol Surg 2007;33:1005–26.
- Gold M, Bradshaw V, Boring M, Bridges T, Biron J, Carter L. The use of a novel intense pulsed light and heat source and ALA-PDT in the treatment of moderate to severe inflammatory acne vulgaris. J Drugs Dermatol 2004;3:S15–9.
- Goodman GJ. Treatment of acne scarring. Int J Dermatol 2011;50:1179–94.






