Türkiye'de İlaç Harcamaları Rekor Kırıyor

Haber

Türkiye'de İlaç Harcamaları Rekor Kırıyor

İEİS'in Mayıs 2026 ilaç pazarı verileri dikkat çekici bir gerçeği ortaya koydu: Türkiye'de kullanılan ilaç kutusu sayısı azalırken, ilaçlara ödenen para hızla artıyor. Bunun en önemli nedenleri ise kanser ilaçları, yeni nesil diyabet ilaçları ve yüksek fiyatlı biyoteknolojik tedaviler. Ancak uzmanlara göre, açıklanan rakamlar Türkiye ilaç pazarının yalnızca görünen yüzünü yansıtıyor. (https://www.ieis.org.tr/static/shared/publications/pdf/30626ml1p_pazar-analiz---mayis-2026.pdf)

İlaç Endüstrisi İşverenleri Sendikası'nın (İEİS) yayımladığı Mayıs 2026 verilerine göre, Mayıs ayında satılan ilaç kutusu sayısı geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık yüzde 20 azalarak 222 milyondan 178 milyona düştü. Buna karşılık ilaç pazarının parasal büyüklüğü yüzde 26 artarak 35,5 milyar liradan 44,8 milyar liraya yükseldi. Benzer tablo yılın ilk beş ayında da görüldü. Ocak-Mayıs döneminde kutu bazında satışlar yalnızca yüzde 2 azalırken, pazarın parasal büyüklüğü yüzde 38'in üzerinde büyüdü. Bu tablo, Türkiye'de artık daha fazla ilaç kullanılmadığını; buna karşın çok daha pahalı ilaçların sağlık harcamalarını hızla artırdığını gösteriyor.

En büyük harcama artışı onkoloji ilaçlarında yaşanmakta. Kanser tedavisinde kullanılan ilaçların pazarı yılın ilk beş ayında yaklaşık 30 milyar liradan 44 milyar liraya yükselerek yüzde 47 büyüdü. Yeni nesil immünoterapiler, hedefe yönelik tedaviler ve biyoteknolojik ilaçların bu artışın en önemli nedenleri olduğu değerlendiriliyor.

Raporun en dikkat çekici verilerinden biri ise antidiyabetik ilaçlar oldu. Bu gruptaki ilaçların satış değeri geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 102 arttı. Son yıllarda yalnızca diyabet tedavisinde değil, obezite, kalp-damar hastalıkları ve böbrek hastalıklarının tedavisinde de kullanılmaya başlanan GLP-1 grubu ilaçların bu büyümede önemli rol oynadığı düşünülüyor.

Antibiyotiklerde ise ilginç bir tablo ortaya çıktı. Satılan antibiyotik kutusu sayısı yaklaşık yüzde 8 azalırken, bu ilaçlara ödenen para yüzde 21 arttı. Bu durum, daha pahalı ve yeni nesil antibiyotiklerin kullanımının arttığını düşündürüyor.

Raporun dikkat çeken bir diğer bulgusu da ithal ilaçlar oldu. İthal ilaçların kutu sayısı neredeyse değişmezken, bunlara ödenen toplam tutar yılın ilk beş ayında yüzde 51 arttı. Bu durum, biyoteknolojik ilaçlar, kanser tedavileri ve diğer yüksek maliyetli yenilikçi ürünlerin sağlık bütçesi üzerindeki etkisinin giderek büyüdüğünü gösteriyor.

Ancak uzmanlara göre asıl önemli konu, raporda yer alan rakamlardan çok yer almayan veriler.

İEİS'in yayımladığı veriler ilaç sektörünün ticari büyüklüğünü göstermesi açısından değerli olsa da, sağlık politikalarının değerlendirilmesi için gerekli birçok temel gösterge raporda bulunmuyor. En önemli eksikliklerden biri, ilaç pazarındaki yüzde 38'lik büyümenin ne kadarının gerçek büyüme, ne kadarının ise enflasyon ve fiyat artışlarından kaynaklandığının belirtilmemesi. Enflasyondan arındırılmış, yani reel büyüme hesaplanmadan sektörün gerçekten büyüdüğünü söylemek bilimsel açıdan doğru bir değerlendirme olmayacaktır.

Bunun yanında, büyümenin ne kadarının orijinal ilaçlardan, ne kadarının eşdeğer (jenerik) ilaçlardan kaynaklandığı da açıklanmıyor. Oysa bu ayrım, hem Türkiye'nin ilaç sanayisinin gelişimini hem de uygulanan ilaç politikalarının başarısını değerlendirmek açısından son derece önemli.

Raporda yerli ve ithal ilaçların satış tutarları verilmesine rağmen, bu ürünlerin SGK bütçesine etkisi, kamuya getirdiği geri ödeme yükü ve sürdürülebilirlik açısından oluşturduğu maliyetler değerlendirilmiyor. Aynı şekilde, hasta başına ilaç harcamasının nasıl değiştiği, reçete başına ortalama maliyetin ne kadar arttığı veya gerçekten kaç hastanın bu tedavilerden yararlandığı gibi sağlık ekonomisinin temel göstergeleri de raporda yer almıyor.

Son yıllarda olağanüstü büyüyen GLP-1 grubu diyabet ve obezite ilaçları ile yüksek maliyetli onkoloji ilaçlarının toplam pazar büyümesine ne ölçüde katkı yaptığı da ayrıntılı olarak gösterilmiyor. Oysa önümüzdeki yıllarda SGK'nın ilaç bütçesini en fazla etkileyecek alanların başında bu tedaviler geliyor.

Bu nedenle yalnızca satış rakamlarına bakarak "ilaç sektörü büyüyor" ya da "sağlık hizmetleri gelişiyor" sonucuna ulaşmak doğru olmayacaktır. Gerçek değerlendirme; hasta sayıları, tedavi sonuçları, yaşam kalitesi, sağlık kazanımları, kamu bütçesine etkiler ve enflasyondan arındırılmış ekonomik veriler birlikte incelendiğinde yapılabilir.

Sonuç olarak, İEİS raporları sektörün ticari görünümünü ortaya koyan önemli kaynaklardır. Ancak İEİS bir sektör kuruluşudur ve yayımladığı veriler doğal olarak pazarın ticari boyutuna odaklanmaktadır. Bu nedenle bu raporlar, Türkiye ilaç politikalarının başarısını, ilaçlara erişimi, kamu maliyesi üzerindeki yükü ve sağlık sistemine sağlanan gerçek katkıyı değerlendirmek için tek başına yeterli değildir. Bu tür analizlerin; SGK, Sağlık Bakanlığı, TÜİK ve bağımsız akademik çalışmaların verileriyle birlikte değerlendirilmesi gerekir.

Belki de bu raporun en önemli mesajı, açıklanan rakamlarda değil; açıklanmayan rakamlarda gizlidir. Türkiye'nin ilaç pazarını doğru değerlendirebilmek için yalnızca satış cirolarına değil, bu ciroyu oluşturan nedenlere, hastalara sağlanan gerçek faydaya ve kamu kaynaklarının ne ölçüde etkin kullanıldığına da bakılması gerekmektedir. Ancak o zaman ilaç pazarındaki büyümenin gerçekten sağlık sisteminin başarısını mı, yoksa giderek pahalılaşan tedavilerin mali etkisini mi yansıttığı anlaşılabilir.