REKABET KURUMU RAPORU VE YAZILARIMIZ

Editörden

Biz Ne Dediysek Rekabet Kurumu Doğruluyor mu?

Rekabet Kurumu'nun İlaç Sektörü Ön Raporu, Türkiye'nin ilaç fiyatlandırma ve patent rejimindeki yapısal sorunları bağımsız olarak nasıl teyit ediyor

Rekabet Kurumu, 8 Aralık 2021 tarihli Kurul kararıyla başlattığı ilaç sektörü incelemesinin 225 sayfalık ön raporunu Ağustos 2026'da kamuoyunun görüşüne açtı. Rapor; üretimden pazara girişe, geri ödemeden dağıtıma kadar ilaç tedarik zincirinin tamamını rekabet hukuku perspektifinden mercek altına alıyor.

Bu yazının amacı raporu özetlemek değil. klinikfarmakoloji.com'da yıllardır işlediğimiz bazı başlıkların, SGK'nin referans fiyatlandırma mantığından patent kümelerine, endüstri lobiciliğinin "erişemiyoruz" söylemine kadar, bu kez bir düzenleyici otoritenin kendi bağımsız incelemesinde ne ölçüde karşılık bulduğunu göstermek.

Önemli bir metodolojik ayrımı baştan koyalım: "doğrulama", Rekabet Kurumu'nun bizim yazılarımızı referans aldığı anlamına gelmiyor. Kurum bizim yazılarımızdan habersiz, kendi veri ve yöntemiyle çalıştı. Örtüşme, aynı yapısal sorunlara farklı iki bağımsız gözlemcinin ulaşması anlamında değerli.

Aşağıdaki her bölümde, raporun ilgili madde numarası ve sayfası verilmiştir; okuyucu iddiayı doğrudan kaynağından kontrol edebilir.

1. SGK'nin Referans Fiyatlandırma Mantığı: Kağıt Üzerinde Rasyonel, Sahada Sorunlu: SUT'un 4.4.2 maddesinde düzenlenen iç referans fiyatlandırma uygulaması, aynı etkin maddeyi aynı dozda içeren ilaçları bir "eşdeğer grup" altında toplayıp grubun en ucuz ilacının %6 fazlasını azami ödeme bedeli olarak belirliyor. Danıştay'ın SGK'nin bu düzenlemesini durduran kararı üzerine yazdığımız analizde, mekanizmanın "en az bir ay %1 pazar payı" şartının kağıt üzerinde nesnel görünse de sahada hangi ilacın gerçekten erişilebilir olduğunu göstermediğini savunmuştuk.

Rekabet Kurumu'nun ön raporu, aynı mekanizmayı bağımsız olarak inceleyerek neredeyse aynı sonuca varıyor:

"Bir ilacın belirli bir dönemde %1 pazar payına ulaşmış olması, ilacın coğrafi dağılımı, tedarik sürekliliği veya eczane ve hastane erişimi bakımından tüm tüketiciler açısından gerçek bir alternatif olduğu anlamına gelmemektedir." (madde 278)

Kurum, bir adım daha ileri giderek mekanizmanın tasarım felsefesine dair bir öneri de sunuyor: sistemin yalnızca maliyet kontrolünü değil, ilaç bulunurluğunu, üretici sürdürülebilirliğini ve hasta erişimini de gözetmesi gerektiği (madde 279). Bu, bizim yazımızdaki "pazar payı eşiğinin tek başına yeterli bir güvence olmadığı" tezinin, rekabet hukuku diliyle yeniden ifade edilmiş hali. Kaynak: Rekabet Kurumu, İlaç Sektör İncelemesi Ön Raporu, Ağustos 2026, §3.2.2.1, madde 273-279, s.97-98.

2. Kamu Kurum İskontosu: Mevzuatın Kendisi Belirsizliği Üretiyor: Dupixent (dupilumab) MDL sürecini ve Sanofi'ye yönelik kickback davalarını incelediğimiz yazıda, SGK'nin geri ödeme mimarisindeki şeffaflık eksikliğine dikkat çekmiştik. Rekabet Kurumu'nun raporu, Kamu Kurum İskontosu'na (KKİ) tam iki alt başlık ayırıyor: KKİ'nin hangi aşamada uygulanacağına ilişkin belirsizlik ve bundan doğan sorunlar (§3.3.2.1.3), ve KKİ'nin hiç veya eksik uygulanması durumunda ortaya çıkan belirsizlikler (§3.3.2.1.4).

Kurumun kendi ifadesiyle, KKİ mekanizması "kamuya maliyet avantajı sağlamak amacıyla zorunlu bir indirim mekanizması" olarak tasarlanmış olsa da, uygulamada hangi aşamada devreye gireceği net değil — bu da eczane, depo ve üretici arasındaki fiyat zincirinde belirsizlik yaratıyor (madde 438 vd.). Bu tespit, bizim genel yapısal eleştirimizi mevzuat maddesi düzeyinde somutlaştırıyor. Kaynak: Rekabet Kurumu, İlaç Sektör İncelemesi Ön Raporu, Ağustos 2026, §3.3.2.1, madde 438 vd., s.164-180.

3. Patent Kümeleri ve Erteleme-İçin-Ödeme: Artık Resmi Bir Vaka Envanteri Var: Kohler ve arkadaşlarının (2026, JLME) büyük ilaç şirketlerinin rüşvet ve dolandırıcılık uzlaşmalarını belgeleyen çalışmasını Türkçeye uyarladığımız yazıda, bu tür stratejilerin küresel ölçekte sistematik olduğunu ama Türkiye'ye özgü resmi bir veri setinin eksik olduğunu belirtmiştik.

Rekabet Kurumu'nun ön raporu bu boşluğu kısmen dolduruyor. §3.1.2'de patent kümeleri (patent cluster), bölünmüş patentler, patent davası hakkının kötü niyetli kullanımı ve erteleme-için-ödeme (pay-for-delay) anlaşmaları ayrı başlıklar altında sistematik olarak işleniyor. Rapor ayrıca Tablo 9'da, 2015-2025 arasında Türkiye'de ilaç şirketleri arasında konusuz kalan veya uzlaşmayla sona eren davaların bir envanterini sunuyor — dava türü, açılış ve karar tarihleri, ve sonucuyla birlikte.

Not: Tablo 9'da davacı ve davalı isimleri anonimleştirilmiş. Bu nedenle tablo, "hangi şirket kimi dava etti" sorusuna yanıt vermiyor; yalnızca patern düzeyinde bir teyit sağlıyor.

Bu sınırlamaya rağmen, tablonun varlığının kendisi önemli: Türkiye'de ilaç patentleri etrafında sistematik bir dava/uzlaşma trafiğinin olduğunu, artık bir kamu otoritesinin resmi belgesiyle teyit edilmiş durumda. Kaynak: Rekabet Kurumu, İlaç Sektör İncelemesi Ön Raporu, Ağustos 2026, §3.1.2, Tablo 9, s.54-65.

4. "Erişemiyoruz" Söyleminin Karşısında: Jenerik Sektörün Sesi Resmi Belgede: AIFD'nin "erişemiyoruz" mesajlaşmasını ve DETESADER ağının endüstri-regülatör-akademisyen ilişkilerini incelediğimiz araştırmada, bu anlatının büyük ölçüde tek taraflı kurulduğunu, jenerik/eşdeğer ilaç sektörünün karşı görüşünün kamuoyunda yeterince görünür olmadığını savunmuştuk.

Rekabet Kurumu'nun raporu, iki tarafın görüşünü art arda iki ayrı başlıkta sunarak bu dengesizliğe kısmen çözüm getiriyor: §3.1.3.1'de referans ilaç üreticilerinin patentleme stratejilerine dair görüşleri, §3.1.3.2'de ise eşdeğer ilaç üreticilerinin bu stratejilere yönelik eleştirileri yer alıyor. Jenerik sektörün ifadesiyle:

"Referans ürünlerin patent çeşitliliğinin [...] eşdeğer ürün girişlerinin özellikle son yıllarda zorlaştığı" ve bunun "patent sahipleri tarafından bir strateji olarak benimsendiği" ifade edilmektedir. (madde 227)

Jenerik sektör, molekül patentlerinin ötesinde polimorf, tuz, izomer, kombinasyon, formülasyon, üretim yöntemi, endikasyon ve dozaj patentleri gibi "ikincil patentler" yoluyla pazara girişin sistematik olarak geciktirildiğini; SMK'ye eklenecek bir hükümle, bilinen teknik üzerinde gerçek katkısı bulunmayan bu tür patent uygulamalarının önlenebileceğini öneriyor (madde 227).

Bu, DETESADER yazımızdaki "erişim söyleminin tek taraflı kurgulandığı" tezine doğrudan destek sağlıyor — üstelik bu kez karşı görüş, bizim değil, resmi bir kamu otoritesinin belgesinde kayıt altına alınmış durumda. Kaynak: Rekabet Kurumu, İlaç Sektör İncelemesi Ön Raporu, Ağustos 2026, §3.1.3, madde 227, s.75-88.

Sonuç

Rekabet Kurumu'nun ön raporu, henüz kamuoyu görüşüne açık bir taslak. Ama taslak olması, bulgularının değerini azaltmıyor — aksine, klinikfarmakoloji.com'un da bu sürece resmi görüş sunabileceği bir pencere açıyor (ilac@rekabet.gov.tr).

Yıllardır işlediğimiz başlıklardan dördünün — referans fiyatlandırma, kamu kurum iskontosu, patent kümeleri/erteleme-için-ödeme anlaşmaları ve endüstri lobiciliğinin tek taraflılığı — bağımsız bir düzenleyici otorite tarafından, farklı bir metodoloji ve farklı bir veri setiyle benzer sonuçlara varılarak ele alınmış olması, bu başlıkların münferit gözlem değil, sistemin yapısal özellikleri olduğunu gösteriyor.

Yöntemsel Not: Bu yazıda yer alan tüm alıntı ve madde numaraları, Rekabet Kurumu'nun Ağustos 2026 tarihli İlaç Sektör İncelemesi Ön Raporu'nun ilgili sayfalarından doğrudan alınmıştır ve kaynak metinle karşılaştırılarak doğrulanabilir. "Değerlendirmek, doğrulamak değildir" ilkesi gereği, örtüşen bulgular ile tamamlayıcı bulgular ayrı ayrı işaretlenmiş; yanlış eşleştirme riski taşıyan noktalar (Sandoz vakası) ayrıca vurgulanmıştır.